SAYI 139 / MAYIS 2007

 



TARİHİN ORTANCA ÇOCUKLARININ SÖZCÜSÜ: PALAHNIUK
Dr. Kubilay Akman

Dövüş Kulübü (Fight Club) adı dünyada yaygın olarak 1999 yılında, David Fincher’ın yönettiği, başrollerini Edward Norton ve Brad Pitt’in paylaştığı, modern topluma ve onun tüketim kültürüne keskin eleştiriler getiren filmle duyuldu. Filmin ideolojik ve felsefi teması kimileri için başrol oyuncularının medyatik star imajının yada vurdulu kırdılı dövüş sahnelerinin gölgesinde kalırken, öte yandan, çoğu izleyici bunun bir edebiyat uyarlaması olduğundan habersizdi. Aslında Dövüş Kulübü’nü yaratan Portlandlı yazar Chuck Palahniuk’tı ve öykü Hollywood dolayımıyla milyonlarca insana ulaşmadan üç yıl önce, 1996’da roman olarak yayımlanmıştı. >>>

UNDISCOVERED ISLANDS OF POETRY: WHERE IS CYPRUS?
Inga Tatolyte

There was a conclusion made on the radio: poetry isn’t popular anymore. No one is buying it, so no one is reading it. I immediately made a decision – at the Vilnius book fair I’m going to the poetry book presentations. When something becomes unpopular, you recognize what its real worth is. And what you truly long for. This year at the Baltic Book Fair, which took place at the same time as the annual Vilnius Book Fair, the poets presented were our closest neighbours the Latvians and in terms of the EU, our farthest neighbours the Cypriots. Usually we are not interested very much in our close neighbours, and we know even less about those that are further away.
>>>


YANSISAL AÇIDAN TÜRK-YUNAN SORUNU

Dr. Ulaş Başar Gezgin

Yansıçözümleyim (psikanaliz), gündelik yaşamı açıklama çabasında bir işe yarayabilir mi? Sözgelimi, uluslararası çatışmaları yorumlaması olanaklı mıdır? Yansıçözümleyim, aslına bakılırsa, ortaya çıkışından başlayarak, gündelik yaşamı çözümleme savını hep taşıdı. Ancak, kullanılan çözümleme araçlarının değişik yaşam alanlarına uyarlanması, zaman aldı. Çoğu akademik çevrelerde, yansıçözümleyimin bilimsel sayılmaması, onu gün geçtikçe anadalga dışına itti. Belki bundan olacak, ‘Vamık Volkan’ adı, Türkiyeli yansıbilimcilerin bilinmeyenler hanesinde… >>>


MİLLİYETÇİLİK, ŞOVENİZM VE FAŞİZM Arif Murat
Ülkemizde İsmet Paşa’nın formülasyonuyla ‘Türklük inşa edilmesi gereken bir bilinçti ve her devletin bir milleti vardır’ şiarı, bu tarihsel kategori de milletin devlet eliyle yapıldığını söylüyordu. 1930’da Mimar Sinan’ın mezarını açıp, kafatası ölçümü yaptılar. 1932’de Yusuf Akçura başkanlığında, 1. dil tarih kongresinde kürsüye bir köylü ailesi çıkarıp, masaya da kafatasını koyarak,’ işte Türk ırkı bu temeller üstünde yükselecektir’ denilmişti. Egemen olan, faşizmin cenderesinde, feodal parçalanmışlıktan çıkamamış Türk köylüsünün kafatasçılarıydı. Şüphesiz bu konuyla ilgili sayısız örnek, tarihi birikimimizde mevcuttur. >>>

TİLKİ İLE ÇOBANALDATAN, MUSKA VE MUSON ŞARKILARI Bora Ercan
Bu yazı, birbirinden ayrı görünmekle birlikte birçok ortak özelliği olan üç ayrı kitap hakkında. Taner Baybars genç yaşında ülkesi Kıbrıs’tan çıkmış ve adaya hiç dönmemiş bir şair. Her ne kadar az sayıda Türkçe yazılmış şiirleri olsa da esasen İngilizce, biraz da Fransızca yazıyor şiirlerini. Şiirinde çocukluğun beşeri ve fiziki coğrafyasının imge dünyası genç yaşında yerleştiği farklı ülkede özel bir hal almış. Kökenleri gereği zaten kozmopolit olan Baybars, bir Doğu Akdeniz adasından bir Kuzey Denizi adasına olan yolculuğu sonucunda dilini daha da melezleştirmiş; imgenin sonsuz kullanım biçemlerinde doğrusal ya da düzlemsel değil uzaysal bir şiir... >>>

DUYGUSAL SEÇİM KURAMI Can Başkent
Yazılarımızda çeşitli defalar belirttik: özgürlük felsefeleri varoluşsal olmak zorundadır ve insanı bu varoluşa (yapısalcılığın eleştirisini yok sayarak, çok kabaca söyleyelim hadi) aldığı kararlar ve yaptığı seçimler götürür. Varoluşçu felsefenin bizi mahkum ettiği özgür-lüğü verili alarak, bu seçimlerin nasıl yapılması gerektiğine dair formel bir yöntem gerek-liliğine işaret edecek ve kimi literatüre atıfta bulunacağız. Vefalı okur hatırlar, yazılarımızda usanmadan, bireyin beslenme, giyinme, dinlenme, sevişme vb. hallerine dair seçimlerini eşitlikçi ve özgürlükçü otobur düşünce (a.k.a egaliteryan vejetaryen anarşist felsefe) dolayımında nasıl gerçekleştirmesi "gerektiğine" dair kimi önerilerimizi manifeste etmekteyiz. >>>

SİSTEMİN KARAKÖK’ÜNÜ ALMAK Karakök Otonomu
Günümüzün kapitalist dünya sistemi, geçmişin tüm sınıflı toplumlarının ötesinde, kabaca ekonomik süreçlere indirgenemeyecek; ideolojinin, kültürün ve bizatihi bir simülakr/gösteri haline gelmiş olan toplumun kendisinin çok taraflı devinimleri ve tezahürleri sayesinde kendini yeniden üretmektedir. Sistemin yeniden üretimini sekteye uğratacak hiçbir reel güç bugün bulunmamaktadır. Sistem, inanılmaz bir hızla akan bir enerji olarak fabrikalardan sokaklara, evlerden okullara, işyerlerinden eğlence mekânlarına ve hatta bizlerin bedenlerine ve beyinlerine kadar, her yerden geçmekte, her şeyi kuşatmakta ve belirlemektedir. Peki, bu sisteme dur demek gerekiyor mu? Sisteme kim dur diyecek güce sahip? Kapitalist sistemi nasıl aşabiliriz? >>>

ARTIK “YAŞAMAK BUDUR”. BİR “GARİP” TİR.Mustafa Ercan Zırh
Sony, Playstation 3 (PS3) oyun konsol’u (Game Console) için başlattığı “Yaşamak budur” (This is living) adlı kampanyasının, Amerika ve Japonya’dan farklı olarak, Kuzey Avrupa’ya yönelik olan ve TBWA Londra tarafından hazırlanıp, yönetmenliğini Dante Ariola’ın yaptığı reklam filmini yakın bir tarihte yayınlamaya başladı. Reklam filmi her ne kadar Kuzey Avrupaya yönelik olsa da tüm dünyada ve özellikle Türkiye’de de büyük ilgi uyandırdı. Türkiye’de özellikle ilgi çekmesinin önemli nedenlerinden biri, haklı olarak, reklam filmine müzik olarak Moğollar grubunun 1970’te seslendirdiği “Garip Çoban” parçasının seçilmiş olmasıdır. Her ne kadar Türkiye’de tartışmanın odak noktası, son derece sevindirici olan, dünya çapındaki bir reklam kampanyasında... >>>

AGORAXCHANGE, OYUNU YAP, DÜNYAYI DEĞİŞTİRagoraXchange.net
agoraXchange yayın hayatına 15 Mart 2004’de günümüz dünyasına radikal bir alternatif sunma niyetinde kürsel bir politika oyunu olarak blog formunda başladı. Bu oyunda, vatandaşlık doğuştan değil kişisel seçimle belirleniyor; kişi öldükten sonra serveti küresel bir kurum tarafından sağlık, elektrik, temiz su, eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanması için dağıtılıyor; ... >>>
AGORAXCHANGE MANIFESTO: RECREATE THE STATE! agoraXchange.net We put forward agoraXchange to elicit collaboration for challenging a world in which myths about birthright result in violence and suffering within and among nations and families. We urge eliminating the laws responsible for nation and marriage because we believe that these institutions misshape our material and psychic lives and constrain the imagination in ways that stunt us all. >>>

SURETI ORLAN Dr. Kubilay Akman (Prevela: Hana Dvornik)
Francuska performans-umjetnica Orlan, rodena u industrijskom gradu St. Étienne u Francuskoj, u izvan rednom je polozaju u svijetu suvremene umjetnosti. Ona tvrdi da je "umjetnost prljav posao, ali ga netko treba obavljati", i svojim vlastitim tijelom izvr¹ava svoj prljavi posao u najnevjerojatnijem smislu rijeci. U svojim umjetnickim performan sima, koje definira kao ‘Karnalna umjet nost', Orlan transformira svoje tijelo i svoje lice kirur¹kim operacijama, kako bi kritizirala koncept ljepote koji slijedi iz mu¹ke moci i konstrukciju zenskih sub jekata u modernim zapadnim dru¹tvima. >>>

FURRY GIRL RÖPORTAJI Can Başkent (Çeviri: Şeyda Paşaoğlu)
"VegPorn.com’a aslında, internette soyunan vejetaryen insanlarla sex ve vejetaryenlıkle ilgili diğer linklerin bir listesini derleyen küçük bir link sayfası olarak başladım. Bu sayfayla ilgili çok fazla geribildirim aldığıma çok sevinmiştim ve bu ilgi, VegPorn’u vegan ve vejetaryen modellerden özel fotoğraflarla birlikte kendi başına bir siteye dönüştürmeye karar vermeme neden oldu. Yedi yılı aşkın bir zamandır veganım ve bu da zamanı gelmiş bir fikir olarak görünmüştü.(...) Açık ilişkileri ve arkadaşlarımla seks yapabilme özgürlüğünü tercih ediyorum. Ama yalan söylemeyi, aldatmayı vs. içeren cinsel etkileşimlerin meraklısı değilim. Çokeşli insanlar, "erkek arkadaşları çalmakla" ya da tek eşli partnerini aldatanın "diğer kadını" olmakla ilgilenmez. Bu dürüstlükle ilgilidir." >>>



ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 - 2000)- SEÇME YAZILAR >>>>


ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI
Nurettin Çalışkan (Sayı 23)
68 yılıydı. ODTÜ öğrencisi dört kişi, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, o heyecanı ODTÜ stadyumunda yazıya döktüler... Gece yarısından sabaha dek uğraşarak kocaman harflerle DEVRİM yazdılar stadyumun oturulacak kesimine. O gece, o dört genç insan düşlerini, özlemlerini yansıtıyorlardı .. >>>

12 EYLÜL SONRASI, ODTÜ'DE 1 MAYISLAR ..
İbrahim Akar (Sayı 103)
1980-81dönemi, ODTÜ'de hazırlık sınıfındayım. Hareketin ODTÜ sorumluluğunu üstleneli iki üç ay olmuş. ODTÜ'de örgütlülüğünü sürdüren sadece 3 hareket var. TKP, TP ve Hizip SGB olarak tanınan, TKP-B... Üçünün bir araya gelmesini sağlıyoruz ve düzenli görüşmeler yapıyoruz. >>>

ODTÜ EFSANELERİ: AKLA ZİYAN HİKAYELER Haluk Kalafat (Sayı 43)
Hazırlık'ta okurken her sabah altından kafamda bin bir hülyalı düşüncelerle “gölgesinin Ata yazdığı” metal üç bloktan geçerdim. Mimarlık binasının önündeki “heykel desen heykel değil” olarak tanımladığım (o zaman daha gençtim, heykel insan figürüydü benim için en çok da Atatürk şeklinde tezahür ederdi) ...
>>>

ÇIPLAK MODEL, GORBAÇOV, VS. Gül Büyükbay (Sayı 97)
95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti. >>>

ODTÜ’DE BAHAR
Bora Ercan (Sayı 83)
Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.
>>>

SU EYLEMİ Dilek Koçal (Sayı 79)
Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>>

ODTÜ ORYANTASYON
U Nurettin Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>>

ODTÜ'DE BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı 59)
1980 sonrası sonrası gençlik ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin ...
>>>

BEKİR HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)
(Sayı 67)
"Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır.
>>>

BAKKAL, MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler. Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını söyler. Çünkü bu
... >>>

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali Pekşen (Sayı 41)
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000 adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki .... >>>





>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


 
s