TARİHİN
ORTANCA ÇOCUKLARININ SÖZCÜSÜ: PALAHNIUK Dr. Kubilay Akman Dövüş Kulübü (Fight Club) adı dünyada
yaygın olarak 1999 yılında, David Fincher’ın yönettiği, başrollerini
Edward Norton ve Brad Pitt’in paylaştığı, modern topluma ve onun
tüketim kültürüne keskin eleştiriler getiren filmle duyuldu. Filmin
ideolojik ve felsefi teması kimileri için başrol oyuncularının medyatik
star imajının yada vurdulu kırdılı dövüş sahnelerinin gölgesinde
kalırken, öte yandan, çoğu izleyici bunun bir edebiyat uyarlaması
olduğundan habersizdi. Aslında Dövüş Kulübü’nü yaratan
Portlandlı yazar Chuck Palahniuk’tı ve öykü Hollywood dolayımıyla
milyonlarca insana ulaşmadan üç yıl önce, 1996’da roman olarak yayımlanmıştı.>>>
UNDISCOVERED
ISLANDS OF POETRY: WHERE IS CYPRUS? Inga Tatolyte There was a conclusion made on the radio: poetry
isn’t popular anymore. No one is buying it, so no one is reading
it. I immediately made a decision – at the Vilnius book fair I’m
going to the poetry book presentations. When something becomes unpopular,
you recognize what its real worth is. And what you truly long for.
This year at the Baltic Book Fair, which took place at the same
time as the annual Vilnius Book Fair, the poets presented were our
closest neighbours the Latvians and in terms of the EU, our farthest
neighbours the Cypriots. Usually we are not interested very much
in our close neighbours, and we know even less about those that
are further away.
>>>
YANSISAL
AÇIDAN TÜRK-YUNAN SORUNU Dr.
Ulaş Başar Gezgin Yansıçözümleyim (psikanaliz), gündelik yaşamı açıklama çabasında bir işe yarayabilir mi? Sözgelimi, uluslararası çatışmaları yorumlaması olanaklı mıdır? Yansıçözümleyim, aslına bakılırsa, ortaya çıkışından başlayarak, gündelik yaşamı çözümleme savını hep taşıdı. Ancak, kullanılan çözümleme araçlarının değişik yaşam alanlarına uyarlanması, zaman aldı. Çoğu akademik çevrelerde, yansıçözümleyimin bilimsel sayılmaması, onu gün geçtikçe anadalga dışına itti. Belki bundan olacak, ‘Vamık Volkan’ adı, Türkiyeli yansıbilimcilerin bilinmeyenler hanesinde… >>> MİLLİYETÇİLİK,
ŞOVENİZM VE FAŞİZMArif
Murat Ülkemizde İsmet Paşa’nın formülasyonuyla ‘Türklük
inşa edilmesi gereken bir bilinçti ve her devletin bir milleti vardır’
şiarı, bu tarihsel kategori de milletin devlet eliyle yapıldığını
söylüyordu. 1930’da Mimar Sinan’ın mezarını açıp, kafatası ölçümü
yaptılar. 1932’de Yusuf Akçura başkanlığında, 1. dil tarih kongresinde
kürsüye bir köylü ailesi çıkarıp, masaya da kafatasını koyarak,’
işte Türk ırkı bu temeller üstünde yükselecektir’ denilmişti. Egemen
olan, faşizmin cenderesinde, feodal parçalanmışlıktan çıkamamış
Türk köylüsünün kafatasçılarıydı. Şüphesiz bu konuyla ilgili sayısız
örnek, tarihi birikimimizde mevcuttur.>>>
TİLKİ
İLE ÇOBANALDATAN, MUSKA VE MUSON ŞARKILARIBora
Ercan Bu
yazı, birbirinden ayrı görünmekle birlikte birçok ortak özelliği
olan üç ayrı kitap hakkında. Taner Baybars genç yaşında ülkesi Kıbrıs’tan
çıkmış ve adaya hiç dönmemiş bir şair. Her ne kadar az sayıda Türkçe
yazılmış şiirleri olsa da esasen İngilizce, biraz da Fransızca yazıyor
şiirlerini. Şiirinde çocukluğun beşeri ve fiziki coğrafyasının imge
dünyası genç yaşında yerleştiği farklı ülkede özel bir hal almış.
Kökenleri gereği zaten kozmopolit olan Baybars, bir Doğu Akdeniz
adasından bir Kuzey Denizi adasına olan yolculuğu sonucunda dilini
daha da melezleştirmiş; imgenin sonsuz kullanım biçemlerinde doğrusal
ya da düzlemsel değil uzaysal bir şiir... >>>
DUYGUSAL
SEÇİM KURAMICan
Başkent Yazılarımızda çeşitli defalar belirttik:
özgürlük felsefeleri varoluşsal olmak zorundadır ve insanı bu varoluşa
(yapısalcılığın eleştirisini yok sayarak, çok kabaca söyleyelim
hadi) aldığı kararlar ve yaptığı seçimler götürür. Varoluşçu felsefenin
bizi mahkum ettiği özgür-lüğü verili alarak, bu seçimlerin nasıl
yapılması gerektiğine dair formel bir yöntem gerek-liliğine işaret
edecek ve kimi literatüre atıfta bulunacağız. Vefalı okur hatırlar,
yazılarımızda usanmadan, bireyin beslenme, giyinme, dinlenme, sevişme
vb. hallerine dair seçimlerini eşitlikçi ve özgürlükçü otobur düşünce
(a.k.a egaliteryan vejetaryen anarşist felsefe) dolayımında nasıl
gerçekleştirmesi "gerektiğine" dair kimi önerilerimizi
manifeste etmekteyiz.>>>
SİSTEMİN
KARAKÖK’ÜNÜ ALMAKKarakök
Otonomu Günümüzün kapitalist dünya sistemi, geçmişin
tüm sınıflı toplumlarının ötesinde, kabaca ekonomik süreçlere indirgenemeyecek;
ideolojinin, kültürün ve bizatihi bir simülakr/gösteri haline gelmiş
olan toplumun kendisinin çok taraflı devinimleri ve tezahürleri
sayesinde kendini yeniden üretmektedir. Sistemin yeniden üretimini
sekteye uğratacak hiçbir reel güç bugün bulunmamaktadır. Sistem,
inanılmaz bir hızla akan bir enerji olarak fabrikalardan sokaklara,
evlerden okullara, işyerlerinden eğlence mekânlarına ve hatta bizlerin
bedenlerine ve beyinlerine kadar, her yerden geçmekte, her şeyi
kuşatmakta ve belirlemektedir. Peki, bu sisteme dur demek gerekiyor
mu? Sisteme kim dur diyecek güce sahip? Kapitalist sistemi nasıl
aşabiliriz?>>>
ARTIK “YAŞAMAK BUDUR”.
BİR “GARİP” TİR.Mustafa
Ercan Zırh Sony, Playstation 3 (PS3) oyun konsol’u (Game
Console) için başlattığı “Yaşamak budur” (This is living) adlı kampanyasının,
Amerika ve Japonya’dan farklı olarak, Kuzey Avrupa’ya yönelik olan
ve TBWA Londra tarafından hazırlanıp, yönetmenliğini Dante Ariola’ın
yaptığı reklam filmini yakın bir tarihte yayınlamaya başladı. Reklam
filmi her ne kadar Kuzey Avrupaya yönelik olsa da tüm dünyada ve
özellikle Türkiye’de de büyük ilgi uyandırdı. Türkiye’de özellikle
ilgi çekmesinin önemli nedenlerinden biri, haklı olarak, reklam
filmine müzik olarak Moğollar grubunun 1970’te seslendirdiği “Garip
Çoban” parçasının seçilmiş olmasıdır. Her ne kadar Türkiye’de tartışmanın
odak noktası, son derece sevindirici olan, dünya çapındaki bir reklam
kampanyasında... >>>
AGORAXCHANGE, OYUNU
YAP, DÜNYAYI DEĞİŞTİRagoraXchange.net agoraXchange yayın hayatına 15 Mart 2004’de
günümüz dünyasına radikal bir alternatif sunma niyetinde kürsel
bir politika oyunu olarak blog formunda başladı. Bu oyunda, vatandaşlık
doğuştan değil kişisel seçimle belirleniyor; kişi öldükten sonra
serveti küresel bir kurum tarafından sağlık, elektrik, temiz su,
eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanması için dağıtılıyor; ...
>>> AGORAXCHANGE
MANIFESTO: RECREATE THE STATE!agoraXchange.net
We put forward agoraXchange to elicit collaboration for challenging
a world in which myths about birthright result in violence and suffering
within and among nations and families. We urge eliminating the laws
responsible for nation and marriage because we believe that these
institutions misshape our material and psychic lives and constrain
the imagination in ways that stunt us all.
>>>
SURETI
ORLANDr.
Kubilay Akman(Prevela:
Hana Dvornik) Francuska performans-umjetnica
Orlan, rodena u industrijskom gradu St. Étienne u Francuskoj, u
izvan rednom je polozaju u svijetu suvremene umjetnosti. Ona tvrdi
da je "umjetnost prljav posao, ali ga netko treba obavljati",
i svojim vlastitim tijelom izvr¹ava svoj prljavi posao u najnevjerojatnijem
smislu rijeci. U svojim umjetnickim performan sima, koje definira
kao ‘Karnalna umjet nost', Orlan transformira svoje tijelo i
svoje lice kirur¹kim operacijama, kako bi kritizirala koncept ljepote
koji slijedi iz mu¹ke moci i konstrukciju zenskih sub jekata u modernim
zapadnim dru¹tvima. >>>
FURRY
GIRL RÖPORTAJI Can
Başkent(Çeviri:
Şeyda Paşaoğlu) "VegPorn.com’a aslında, internette soyunan
vejetaryen insanlarla sex ve vejetaryenlıkle ilgili diğer linklerin
bir listesini derleyen küçük bir link sayfası olarak başladım. Bu
sayfayla ilgili çok fazla geribildirim aldığıma çok sevinmiştim
ve bu ilgi, VegPorn’u vegan ve vejetaryen modellerden özel fotoğraflarla
birlikte kendi başına bir siteye dönüştürmeye karar vermeme neden
oldu. Yedi yılı aşkın bir zamandır veganım ve bu da zamanı gelmiş
bir fikir olarak görünmüştü.(...) Açık ilişkileri ve arkadaşlarımla
seks yapabilme özgürlüğünü tercih ediyorum. Ama yalan söylemeyi,
aldatmayı vs. içeren cinsel etkileşimlerin meraklısı değilim. Çokeşli
insanlar, "erkek arkadaşları çalmakla" ya da tek eşli
partnerini aldatanın "diğer kadını" olmakla ilgilenmez.
Bu dürüstlükle ilgilidir." >>>
ÇIPLAK
MODEL, GORBAÇOV, VS.Gül
Büyükbay (Sayı 97) 95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki
resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp
Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu
biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan
da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti.
>>>
ODTÜ’DE
BAHAR Bora
Ercan(Sayı 83) Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite
harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını
oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının
yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu
eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.>>>
SU
EYLEMİ Dilek
Koçal(Sayı 79) Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ
günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki
bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de
şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde
olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>> ODTÜ
ORYANTASYONU
Nurettin
Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir
heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri
kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı
yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi
taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>> ODTÜ'DE
BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı
59) 1980 sonrası sonrası gençlik
ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar
altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını
engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile
neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin
...>>> BEKİR
HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)
(Sayı 67) "Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk
yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış
biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken
ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde
çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır. >>> BAKKAL,
MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan
Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının
ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler.
Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı
bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını
söyler. Çünkü bu ...
>>>
ODTÜ
TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali
Pekşen (Sayı 41) Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin
1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden
yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası
olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000
adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık
ki .... >>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan
ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.