Bu
yazı, birbirinden ayrı görünmekle birlikte birçok ortak özelliği
olan üç ayrı kitap hakkında. Taner Baybars genç yaşında ülkesi
Kıbrıs’tan çıkmış ve adaya hiç dönmemiş bir şair. Her ne kadar
az sayıda Türkçe yazılmış şiirleri olsa da esasen İngilizce, biraz
da Fransızca yazıyor şiirlerini.
Şiirinde çocukluğun beşeri ve fiziki coğrafyasının
imge dünyası genç yaşında yerleştiği farklı ülkede özel bir hal
almış. Kökenleri gereği zaten kozmopolit olan Baybars, bir Doğu
Akdeniz adasından bir Kuzey Denizi adasına olan yolculuğu sonucunda
dilini daha da melezleştirmiş; imgenin sonsuz kullanım biçemlerinde
doğrusal ya da düzlemsel değil uzaysal bir şiir çıkarmış ortaya.
Bu şiirlerin Türkçeye kazandırılması işini hem
şairi hem de onun şiirini en iyi yorumlayabilecek kişilerden biri
olan Kıbrıslı Şair Gürgenç üstlendi. YKY tarafından, benim Nisan’da
kitap bereketi dediğim şekilde çıktı. Sahi en son ne zaman şiir
okumuştuk?
***
Kitaplarla, dolayısıyla da yazarlarla ilişkimizi
belirleyen bir kitapla tanışma anımız ve okuma sürecimizdir. Sadık
Yemni’yle benim tanışmam bir yaz günü Muska ile oldu. Yemni de
Baybars gibi genç yaşında ülkesinden ayrılmış başka diyarlara
yerleşmiş bir yazar. Yazarımızın kökleri bir yanıyla Arnavutluk’a,
bir yanıyla Tunus’a uzansa da ülkemizin en kendine özgü şehri
olan İzmir ve orada bugün hala daha canlı bir şekilde yaşayan
Girit kültürü onun yaşamının temel direğini oluşturuyor. O kitapta
Yemni’nin müthiş hafızası, dili, kurgusu ve betimlemeleri beni
rahmetli anneannemin anlattıkları ve gidebildiğim kadar çocukluğuma
geri göndermişti. Ardından gelen Öte Yer, Yatır, Metros, Çözücü
gibi romanlardan sonra, şimdi de Nisan’ın kitap bereketiyle Durum
429 kitapçı raflarında yerini buldu.
Bir dönem okuduğumuz çocuk kitabı kahramanlarıyla
kendimizi özdeşleştirmişizdir. Örneğin Muska’daki Sarp da her
ne kadar büyüdüğümüz ve kendimizi özdeşleştiremeyeceğimiz bir
karakter olsa da onun o kıvrak zekasıyla bir araya gelen çoşkun
enerjisi karşısında içimiz uçarılaşır...
Sadık Yemni bir biraz da kimyacılığını etkisiyle
bir dil mucididir. Onun oluşturduğu kelime bileşimlerini ilk kez
duysanız bile hemen anlar ve seversiniz.
Böylesi kitapları okumamak yazara değil bence
insanın kendine yaptığı büyük bir haksızlık.
***
Son olarak da kendi kitabım Muson Şarkıları’nı
kısaca tanıtayım. Her ne kadar kitap hakkında yapılan bir yorumda
kitabın roman olduğundan söz edilmiş olsa kitap bir roman değil
anı da degil, anlatı da; ne de şiir. Yukarıdaki iki kitapla tek
ortaklığı ise Türkiye dışında yazılıp burada yayımlanması.
Yıllardır yollarda tuttuğum notları kimi
zaman gezi yazıları biçiminde bazı dergilerde yayımlıyordum; ama
birçoğu da kitaplığımdaki çözümlenmesi gittikçe imkansız hale
gelen defterlerde, dosyalarda bekliyordu. Bu kez biraz daha düzenli
yazdım ve böylece belki de daha önce gün yüzüne çıkamamış, yazılmış
ama kaybolmuş, yazılamamış yazıların ruhlarını da içeren bir toplam
çıktı ortaya. Paloma yayınlarının özenli kitap kapağı, editöryel
çabalarıyla da şimdi önünüzde yol açsın, zihninizde kapı açsın
diye duruyor.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz