SAYI 211 / ŞUBAT-MART 2009

 




İZİNSİZ GÖSTERİ’NİN 5.YILI
İzinsiz Gösteri
Beş yıldır ara vermeksizin, beş yıldır her sayı, aynı heyecanla yola devam eden ve bütün yazılarına internet üzerinden her an  ulaşılabilecek olan bir yayın hakkında ne söylenebilir? Zaten söyleyeceklerimizi yazmıyor muyuz? Yine de 5.yaş günü hatırına bir iki kelam etmeden  geçmeyelim dedik. Dergimizin; bu beş yıllık süreç içinde, farklı coğrafyalardan, başka dillerden yazarlarla çoksesliliğin uyumunu ortaya koyduğunu söylemek büyük bir söz olmasa gerek.İzinsiz Gösteri hiç reklam yapmadan, reklam da almadan, basit bir tabirle kimseye eyvallahı olmadan, kendi başına pankartı arkasında sloganlarını atıyor uzun cümlelerle.... >>>

TAKING A LONGER LOOK AT THE ART OF LISA YUSKAVAGE
Dr. B. Gerry Coulter
Lisa Yuskavage (47) is an American painter from Philadelphia who took her MFA at Yale in 1986. Since the early 1990s she has enjoyed increasing success in the art world: several solo shows in prestigious venues in recent years; her works reside in top collections (including MOMA, New York); and recently her paintings have topped the one million dollar mark at auction [The work Honeymoon (1988), sold for $1,024,000 at Sotheby's (New York) on May 10, 2006]. By any reasonable standard for "art world success" Yuskavage's star shines bright. I think her work is a success which is very much deserved as much for the discussions it has generated as for what is skillfully enacts on its canvases (oil on linen). >>>

ILISU-STAUDAMMPROJEKT: NEGATIVE AUSWIRKUNGEN UND ROLLE DER NGOs
Can Büyükbay

In dieser Arbeit wird ein umstrittenes Thema behandelt: das Ilisu-Staudammprojekt im Südosten der Türkei. Es bildet einen Teil des Südostanatolienprojekts (GAP), welches von der türkischen Regierung schon am Anfang des 70er Jahre lanciert wurde, um die wirtschaftliche Entwicklung und soziale Stabilität des Südostens der Türkei zu garantieren und somit Entwicklungsdifferenzen zwischen den Regierungen auszugleichen (Türkische Regierung). Das Ilisu-Staudammprojekt ist wegen des ökologischen, kulturellen und sozialen Schadens, den der Bau des Staudamms verursachen wird, ein sehr umstrittenes Projekt. Deswegen hat es besonders bei den europäischen Nichtregierungsorganisationen harte Proteste ausgelöst, welche grosses Interresse an der Öffentlichkeit geschaffen haben. >>>

SAN MARINO: Iskalanacak Kadar Küçük Bir Ülkeden Notlar
Gür Genç
Şair dostum Stefanos Stefanidis’le birlikte daha önce Malta’ya gitmiştik...
Larnaka-Atina-Roma uçuşundan sonra; Roma’dan trenle Bologna’ya, Bologna’dan Rimini’ye, oradan da otobüsle San Marino’ya doğru çıkarken, Titano dağının tepesinde, bulutların arasında, masalından ayrı düşmüş bir ortaçağ kentiyle karşılaşmayı ikimiz de beklemiyorduk. Bir ülkenin sınırları içinde, bağımsız bir başka ülke! Akıl almaz bir şey. İlk defa böyle bir ülkeye adım atıyordum. Bir cumhuriyetin sınırları içinde bir başka cumhuriyetin varlığı alışık olmadığım bir şey, şaşırıp kaldım. (Bilindiği gibi İtalya sınırları içindeki bir diğer ülke/devlet de Vatikan).
>>>

YERYÜZÜNÜN GÖLLERİ BÖYLE RENKLİ OLABİLİR Mİ?

Beste Dolunay

Her zaman, bir kitabın sonunu okurum öncelikle. Kitaba başlamadan önce sonunu öğrenmeyi çok severim. Böylece, sonuç için, sonuca ulaşmak için okumamış olurum kitabı. Böylece, ‘yolculuk varmaktan yeğ’ olur. Hayatımızı yaşarken de, sonucun değil de, oraya ‘ulaşma çabası’ sırasında yaşananların daha önemli olduğunu düşünürüm ve ancak böyle bir yaklaşımın anımızı doyasıya yaşamamıza yardımcı olduğuna inanırım. Hele bir de, kitabın sonu etkileyiciyse ve kalbimi kıpır kıpır ediyorsa o zaman zevkle başlarımhikayeyi okumaya. Yolculuğu doya doya yaşamaya…Bu gezi yazısını, sondan başlayacağım yazmaya. Belki, siz de sonundan etkilenip yazının geri kalanını okumak istersiniz. >>>

DÜNYA YÖRÜNGESİNE ÇÖPTEN DUVAR ÖRDÜK
Haluk Kalafat

Her akşam kapınızın önüne çıkardığınız çöplerinizin çok değil bir hafta toplanmadığını düşünün. Bu süre sonunda evinize girecek yol bulamayacağınız kesindir. İnsanların çöp üretmesi bir bakıma medeniyet ölçüsüdür; tabii ürettiği çöpü ortadan kaldırması da… Tarihte bilinen ilk çöplük MÖ 400 yılında Atina’da oluşmuş. Atina’nın sokakları çöpten geçilmiyormuş. Bu sorunu nasıl çözmüşler bilinmez. Ama bilinen ilk çöpçüler 200 yılında Roma’da ortaya çıkmış. Yani Roma’yı temizlemesi için bir takım insanlar (pek muhtemel köleler) tayin edilmiş. Roma’daki bu sistem göz yaşartacak kadar ilerici aslında. Çünkü 20’inci yüzyıla kadar gelişmekte olan kentlerde böyle bir teşkilatlanma hemen hemen hiç yok. >>>

TOMORROW, YARIN YA DA MAÑAS

Bora Ercan
Klasik bir betimlemeyle kadife sesli şarkıcı olan Elvis Presley “It is now or never,” diyor bir şarkısında, yani “ya şimdi ya da hiçbir zaman.” Bizim eski şarkıcılarımızda Ali Rıza Binboğa ise “Yarınlarda, yarınlarda,” der gür sesiyle. Bir dönemin insanları çocuklarına “yarın” ismini koyarlardı. 1980 ortalarında çıkmış bir politik derginin de adı Yarın’dı. Hatta ‘Yarıncılar’ olarak adlandırılırdı dergi çevresi. Bizim gibi ülkelerde bugünden umutları olmayanlar için yarın bir umut kapısıdır değil mi? Türkiye’de politik yaşam gerektiğinden de canlıdır. Olur olmadık seçimler yapılır. Seçimlerde akla hayale geldik-gelmedik olaylar yaşanır, 20 kişi ölür, bunlar kısa sürede kanıksanır. Sadece seçim değil tabii diğer güncel olaylar da adrenalin seviyesini hep yüksek tutar, .... >>>

KAMBOÇYA GEZİ NOTLARI, 27 OCAK-1 ŞUBAT 2009
Dr. Ulaş Başar Gezgin
Bu, Kamboçya’ya ilk gelişim değil; ancak bu kez, ülkeyi daha ayrıntılı gözlemleme olanağı buldum. Kamboçya’ya gelen gezmenler (turist), genellikle başkent Phnom Penh’in ve Angkor Wat adlı tapınak-kenti ile ünlü Siem Reap’in gezmen bölgelerini biliyorlar; ancak, dünyanın hemen hemen her yerinde olduğu gibi, gezmen bölgeleri, bir ülkeyi anlamada yanıltıcı olabiliyor. Phnom Penh’in gezmen bölgesi, ırmağın kıyısı. Burası, buluntuevini (müze) ve sarayı da içeriyor. Phnom Penh Buluntuevi’ne gidebilirsiniz. Buluntuevi, fena değil. Gerçi, Hint gökçeişinden (sanat) esinlenen yapıtlar dışında neredeyse hiç bir şey yok. Girişte “şapkayla, şortla ve mini etekle girilmez” yazdığı için Phnom Penh’deki Kral Sarayı’na girmedik. >>>

ÜLKEMİZDE YOGA

Bora Ercan
Sanskrit dilinde birlik, birleşme gibi anlamlar içeren yuj sözcüğü zamanla bütün dillerde yoga şeklini almış. Günümüzde dünyanın neredeyse her yerinde, farklı din ve kültürlerde yoganın farklı türleri milyonlarca kişi tarafından uygulanıyor. Ülkemizde de son yıllarda başta İstanbul olmak üzere özellikle büyük kentlerimizde yogaya olan ilgi arttı. Her ne kadar konuyla ilgili birçok kitap yayımlansa, televizyon programları yapılsa, gazetelerde haberler çıksa da toplumumuzda yoganın tam olarak ne olduğunu dair bir belirsizlik var. Hatta bazı çevreler yogadan uzak durulmasını beyan ederek o büyük cahilliklerini topluma empoze etme çabasındalar. Yoganın en popüler ve gelişmiş olduğu ülkelerin başında İran olduğunu belirtirsek o çevrelerin ne kadar önyargılı ve gerçeklerden uzak oldukları belki daha iyi anlaşılabilir. >>>





ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 - 2000)- SEÇME YAZILAR >>>>


ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI
Nurettin Çalışkan (Sayı 23)
68 yılıydı. ODTÜ öğrencisi dört kişi, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, o heyecanı ODTÜ stadyumunda yazıya döktüler... Gece yarısından sabaha dek uğraşarak kocaman harflerle DEVRİM yazdılar stadyumun oturulacak kesimine. O gece, o dört genç insan düşlerini, özlemlerini yansıtıyorlardı .. >>>

12 EYLÜL SONRASI, ODTÜ'DE 1 MAYISLAR ..
İbrahim Akar (Sayı 103)
1980-81dönemi, ODTÜ'de hazırlık sınıfındayım. Hareketin ODTÜ sorumluluğunu üstleneli iki üç ay olmuş. ODTÜ'de örgütlülüğünü sürdüren sadece 3 hareket var. TKP, TP ve Hizip SGB olarak tanınan, TKP-B... Üçünün bir araya gelmesini sağlıyoruz ve düzenli görüşmeler yapıyoruz. >>>

ODTÜ EFSANELERİ: AKLA ZİYAN HİKAYELER Haluk Kalafat (Sayı 43)
Hazırlık'ta okurken her sabah altından kafamda bin bir hülyalı düşüncelerle “gölgesinin Ata yazdığı” metal üç bloktan geçerdim. Mimarlık binasının önündeki “heykel desen heykel değil” olarak tanımladığım (o zaman daha gençtim, heykel insan figürüydü benim için en çok da Atatürk şeklinde tezahür ederdi) ...
>>>

ÇIPLAK MODEL, GORBAÇOV, VS. Gül Büyükbay (Sayı 97)
95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti. >>>

ODTÜ’DE BAHAR
Bora Ercan (Sayı 83)
Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.
>>>

SU EYLEMİ Dilek Koçal (Sayı 79)
Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>>

ODTÜ ORYANTASYON
U Nurettin Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>>

ODTÜ'DE BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı 59)
1980 sonrası sonrası gençlik ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin ...
>>>

BEKİR HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974) (Sayı 67)
"Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır. >>>

BAKKAL, MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler. Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını söyler. Çünkü bu
... >>>

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali Pekşen (Sayı 41)
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000 adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki .... >>>





>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


 
s