SAYI 122 / ŞUBAT-MART 2009

 

DÜNYA YÖRÜNGESİNE ÇÖPTEN DUVAR ÖRDÜK




Haluk Kalafat
[email protected]




Her akşam kapınızın önüne çıkardığınız çöplerinizin çok değil bir hafta toplanmadığını düşünün. Bu süre sonunda evinize girecek yol bulamayacağınız kesindir.
İnsanların çöp üretmesi bir bakıma medeniyet ölçüsüdür; tabii ürettiği çöpü ortadan kaldırması da…

Tarihte bilinen ilk çöplük MÖ 400 yılında Atina’da oluşmuş. Atina’nın sokakları çöpten geçilmiyormuş. Bu sorunu nasıl çözmüşler bilinmez. Ama bilinen ilk çöpçüler 200 yılında Roma’da ortaya çıkmış. Yani Roma’yı temizlemesi için bir takım insanlar (pek muhtemel köleler) tayin edilmiş. Roma’daki bu sistem göz yaşartacak kadar ilerici aslında. Çünkü 20’inci yüzyıla kadar gelişmekte olan kentlerde böyle bir teşkilatlanma hemen hemen hiç yok. Mesela 1860 yılına kadar ABD’nin başkenti Washington’da çöp toplama sistemi ya da kurumu yokmuş. Kentin sokaklarındaki çöpleri yoketme işi serbestçe dolaşan domuzların işiymiş.

 

ÇÖPÇÜ ASTRONOTLAR
Çöplerin biriktirildiği üstü açık çöp alanlarının çözüm olma kapasitesini aşması 50-60 yıl öncesine rastlıyor. Gelişmiş ülkelerde, modern kentlerde çöpü ortadan kaldırmak yaşanılan bölgeden uzakta bir yerlere atmaktan fazla bir anlama geliyor; çöp yakma tesisleri, geri dönüşüm merkezleri falan bu sıkıcı işi hallediyor. Bizde de yaşandığı gibi büyük çöp alanlarının gaz sıkışması sonucu patlamaları yaşanmış, bazılarında hala yaşanıyordur; ama sonuçta hemen tüm büyük kentlerde sorun zamanla çözülüyor.

Yeryüzünde çöp bir şekilde çözülebilecek sorun artık. Ancak medeniyetin çözemediği başka bir çöp sorunuyla karşı karşıyayız. 2000’li yılların başlarında dünyanın yörüngesinde oluşan çöp birikimi sorunu gündeme gelmişti. O yıllarda bu konu medyanın ilgisini çekmişti. Ancak yeryüzündeki insanların sağlıklarını ve rahatını çok da bozmayacak bir sorundu; unutuldu gitti.

Ta ki geçtiğimiz aylarda dünya yörüngesinde 360-400 kilometre yükseklikte yapımı süren Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) kullanılmayan malzemenin uzaya atılmasına kadar. İstasyonda yer kaplayan 90 kiloluk eski bir kamera donanımı ve 635 kiloluk bir amonyak tankı, astronotlar tarafından tabiri caizse kapının önüne konuldu. Ama bilindiği üzere uzayda çöp toplama sistemi çok iyi çalışmıyor. Yapılan hesaplara göre bu iki parça atmosfere girip yanana kadar yörüngede 300 gün başıboş dolaşacak. Yine hesaplara göre yanan parçalardan arta kalanların okyanusa düşmesi bekleniyor.

BAŞIMIZA DÜŞER Mİ?
NASA, uzayı kirletmeleri konusunda yaptığı açıklamada buna mecbur olduklarını açıklamıştı. Çünkü gelecek yıl UUİ'ye ikmal için sadece 14 uzay mekiği seferi var ve bu planlama içine çöp taşıma görevi konulamadı. Ve Avrupa Uzay Kurumu ile Japonya Uzay Kurumu'nun yeni sağlayacağı aygıtların montajı için yer gerekiyor. Atmosfere giren parçalardan kamera aksamının dünyaya tamamen yanmadan ulaşma riski daha büyük. Meskun yere düşme ihtimali ise 5 bin'de 1. Yer kontrol merkezi kameraları çöp parçalarını bir yıl boyunca atmosfere girerek yanacakları son 2,5 saate kadar izleyecek ve okyanuslara düşmeme tehlikesi bulunduğunda alarm yayınlayacak. 

NASA'nın tahminlerine göre fırlatılan bir mekiğin uzay “çöplüğü”nde bir parçaya çarpma ihtimali, 30'da 1. Bugüne kadar çarpışmalar nedeniyle yaklaşık 20 mekik camı hasar gördü. Bu camların 1'inin maliyeti ise 50 bin dolar. Son bırakılan iki büyük parçanın UUİ’ye çarpma olasılığı ise sıfır.

Ancak yeryüzünde herşeyden habersiz yaşayanların tepesine düşme olasılıkları aslında korkulacak düzeyde. Bu daha önce yaşanmamış bir talihsizlik değil. 3 Ocak 2007 tarihinde garip bir olay olmuştu. New Jersey’de tanımlanamayan bir cisim Srinivasan Nageswaran adlı bir Amerikalı’nın evinin çatısını delerek banyosuna düşmüştü. Parça yüksek ısıda erimiş bir metal parçasıydı. Yapılan incelemeler sonucunda cismin paslanmaz çelik karışımı olduğu ortaya çıktı. Doğal olarak gözler uzaya çevrildi; çünkü bu alaşım doğada kendiliğinden bulunmuyordu ve uçaklarda kullanılan bir metal de değildi.

Yolu bir uzay çöpüyle kesişen tek insan Srinivasan Nageswaran değil. 1997 yılında Lottie Williams adlı bir kadın Oklahoma’nın Turley kasabasında yürürken yukarıdan düşen bir cisim omzunu sıyırdı. Cisim MSX Delta adlı uzay gemisinin parçası olarak tanımlandı. Lottie Willams birkaç santim ile kurtulmuştu.

YÖRÜNGEDE ÇÖPTEN DUVAR
Yılda ortalama 150 cisim yörüngede gezintisini tamamlayıp atmosfere giriyor. Bunların 3’te 2’si tamamen kontrol dışı, yani uzay üsleri tarafından gözlemlenmeyen parçalar.
Uzayda şu anda 10 cm’den büyük 10 bin insan yapımı nesne bulunduğu tahmin ediliyor. Bunların arasında ancak 8 binden fazla parça kataloglanmış durumda. 1 cm’den küçük parçacıkların sayısı ise 10 milyonlarla ifade ediliyor.

Uzay çöpleri dünyanın çevresinde iki bölgede yoğunlaşıyor. Birinci bölge Dünya’dan 36.000 kilometre uzakta. Bu bölgedeki parçaların hızları Alçak Dünya Yörüngesi’ndekilere göre daha düşük; saatte 7 bin kilometre kadar. Alçak Yörünge’de 2 bin ton döküntü bulunuyor. Bunların çok büyük bir bölümü 1.000-1.500 kilometre yükseklikte ortalama saniyede 10 - 15 kilometre hızla hareket ediyor. Uzay trafiği için asıl tehlikeli bölge burası. Ve tehlike son hızla büyüyor çünkü yapılan hesaplara göre son 30 yılda uzay çöplerinin yoğunluğu 10 bin kat arttı.

2007 yılından itibaren ise tehlike daha da büyüdü. Çünkü 2007 Ocak ayında Çin, geliştirdiği anti-uydu silahını denedi. Çin semalarında dolaşan casus uydulara karşı geliştirdiği yerden fırlattığı balistik füzeyle kullanım dışı bir uydusunu parçaladı. Bu deney ne yazık ki başarılı oldu ve yörüngeye sayısı tahmin edilemeyen yeni parçalar yayıldı. Çin uluslararası tüm baskılara karşın bu silahı gerektiğinde kullanma kararından vazgeçmedi.

Uzayın çöplüğe dönüşmesi sorunu aslında çok erken tarihlerde farkedilmişti. Uzay Komitesi’nin 1968 yılında aldığı kararla her devlet uzaya yolladığı araçların denetiminden ve geri getirilmesinden sorumlu tutuldu. Ancak bu kararın şu andaki teknolojiyle uzay mekikleri dışında uygulanması mümkün görünmüyor.

Uzay mekiklerinin rotaları yıllardır yörüngedeki büyük çöp parçaların harekelerine göre belirleniyor. Mekiğe zarar verecek kadar büyük gözden kaçmış parçaların olabileceği bilindiği için uzaya yolculuk yapan araçların manevra kabiliyetleri artırılıyor. Şimdilik alınan önlemler bu kadar. Başa dönersek aslında insanlık uzayda MÖ 400 yılların Atinası’nın koşullarını yaşıyor hâlâ.

 

 





>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz