ROBOTLAR: HAYALDEN GERÇEĞE

_ Haluk Kalafat

Adı, Çekçe angarya anlamına gelen robota kelimesinden türetilen robotlar, popüler kültürün en bilinen unsurlarından biri. Önce hayal dünyamıza girdiler, sonra fabrikalara ve nihayet evlerimize… Asimov’un robot dolu bir dünya fantezisi gerçek mi oluyor?

İnsanlık gözünü uzaya diktiği günden itibaren, diğer gezegenlerde yaşam izi arıyor. Dünyamızdaki yaşam koşullarını sağlamaya en yakın gezegen olması nedeniyle Mars gezegeni en önemli hedef. Henüz Mars’a bir insan ayak basamadı. Ama 20’inci yüzyılın ilk yarısında yakın gelecekte insansı başka bir yaşam formu olmaya aday olarak görülen robotlar Mars’ı keşfetmeye başladı bile. Robotların Mars görevi, 1940’ların ünlü “dünyayı robotlar ele geçirecek” türü paranoyak bir hikâye değil tabii. Robotlar, tüm korkuların ve tahminlerin aksine, bilimkurgu filmlerinde ya da romanlarında olduğu gibi bir gelişim göstermedi. Şu günlerde güneş panelleriyle enerji toplayabilmek için Mars’ta baharın gelmesini bekleyen Opportunity ve Spirit adlı iki robot kendi çabalarıyla gitmediler ‘Kızıl Gezegen’e ya da araştırmayı kendi çıkarları için yapmıyorlar. Uzaktan kumandalı bu iki robot, sınırlı işler yapabiliyor ve tabii topladıkları bilgiler de insanlığın hizmetinde...     

ANGARYA MAKİNESİ
Robot Çek oyun yazarı Karel Čapek tarafından türetilmiş bir kelime. Čapek bir tiyatro oyunu için yarattığı bu kelimeyi Çekçe’de “robota” kelimesinden türetmişti. Robota işçi, angarya, monoton iş anlamlarına gelen kullanışlı bir kelime. Adı 1920 yılında yazılan bir tiyatro oyunuyla koyulmuş olsa da, robot fikrinin tarihi Yunanlı matematikçi Archytas’a, yani MÖ 450 yılına kadar uzanıyor. Kesin bir kanıt yoksa ama ünlü matematikçinin buhar gücüyle çalışan bir güvercin yaptığı yönünde iddialar var. Kesin tarihi belgelere göre ise robotun tarihi Anadolu’da başlıyor. Bu belge 12’inci yüzyılda yaşayan El-Cezeri’nin Artuklu Beyi için hazırladığı “Kitab’ül-Cami Beyn’el İlmi ve el-Ameli’en Nafi fi Sınaati’l Hiyel" (Mekanik Hareketlerden Mühendislikte Faydalanmayı İçeren Kitap) adlı kitaptır. Kitabında 50’den fazla mekanik cihazın kullanım esaslarını açıklayan El-Cezeri, sibernetik ve robotik bilimlerinin babası sayılıyor.

YASALAR, YASAKLAR
Robot belirli işleri yapması amacıyla programlanmış iş üreten makine olarak tanımlanıyor. Genel olarak robot denildiğinde insansı bir gövdeye sahip olan hareketli makineler akla geliyor. Robot bir terim olarak ilk anılmaya başlandığı, yapılabilirliği kanıtlandığı ilk dönemlerden itibaren aslında bir paranoyanın simgesi haline geldi. Bu paranoya kimi zaman üstü örtük, kimi zaman alenen yaşandı. Örneğin kaleme aldığı metinlerin çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak robotlarla ilgili olan Asimov’un ünlü “Üç Robot Yasası” açık bir paranoya manifestosudur:

1- Bir robot hiçbir şekilde insanoğluna zarar veremez, veya pasif kalmak suretiyle zarar görmesine izin veremez.
2- Bir robot kendisine insanlar tarafından verilen emirlere birinci kural ile çelişmediği sürece itaat etmek zorundadır.
3- Bir robot birinci ve ikinci kurallar ile çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.
Asimov’un okurları etkilediği kadar, düşünürleri de “bu yaşamsal” bir sorundur sonucuna götüren kurgusu; neredeyse 21’inci yüzyılın benzer bir sorunsalı olan insanın klonlanması durumunda ortaya çıkacak tartışmalara benziyor: Üretilen bir yaşam formu!

1940’lı yıllarda, Asimov’un öncülüğünde, bilimkurgu edebiyatında geniş olarak işlenmeye başlanan robotların tahmin edilen hızla gelişmediği ya da tahmin edilen yönde gelişmediği söylenebilir.

ROBOTLAR UZAYA
İşçi hareketinin yükseldiği dönemlerde yakın gelecekte fabrikaların tam otomasyona geçeceği öngörüsü vardı. Çalışanlar bu durumun işsizliğe yol açacağını düşünüyordu. Bilimkurgu olsun, edebi kurgu olsun değişik anlatılarda bu sorun işlendi. Bugün gelinen noktada ise robotlar bu tür bir tehdit olarak algılanmıyor.
Bu değişimde robot teknolojisinin bilimkurgunun öngördüğü hızla ve öngördüğü yönde gelişmemesi etkili oldu. Robotlar bugün üretim sanayinde endüstriyel robotik alanında kullanılıyorlar. Programlanmış, genellikle sabitlenmiş robot kol biçiminde iş görüyorlar. Hizmet alanında ise genellikle insan yaşamına elverişli olmayan radyasyonlu bölge, sualtı, uzay gibi yerlerde yürütülen çalışmalar için genellikle uzaktan kumandalı, çoklu işlev görecek biçimde tasarlanıyorlar. 2004 yılının ocak ayında Mars’a yollanan Spirit ve Opportunity adlı robotlar bu tip robotlara benziyor. Enerji sorununu güneş panelleriyle çözen, NASA uzmanları tarafından uzaktan kontrol edilen bu iki robot, Mars hakkında elde ettiğimiz en güncel bilgileri kaynakları durumunda.

Robot teknolojisinin kullanıldığı diğer alan ise tıp. Gelişmiş protez aygıtlar ise bu alandaki en önemli yenilik. Beyin komutlarını algılayabiliyorlar ve parmaklara veya eklemlere gerilimin şiddetine göre güç gönderebiliyorlar. Güç aktarımı servo motorlar ve yapay tendon sistemleri ile yapılıyor. Tıbbi robotlar ayrıca hassas ameliyatlarda da kullanılıyor.

Romanlarda ve sinemada ele alınan insan görünümlü robotlar ise sibernetik adlı ayrı bir alanda değerlendiriliyor. Yapay zeka çalışmaları da bu alanda ilerliyor zaten.

HER EVE BİR ROBOT
20’inci yüzyılda beklenen gelişmeyi gösteremeyen robotik bilimi, 21’inci yüzyılın ilk yıllarında ise atağa geçti. Sadece 2004 yılında sanayi alanında robot kullanımı yüzde 18 dolayında arttı. Ancak bu zaten süregiden bir gelişmeydi. Robotların yeni atağı, ünlü çizgi film Jetgil Ailesi’ndeki robot hizmetçiye benzer fonksiyonlar taşıyan temizlik robotları alanında oldu; yani robotlar son yıllarda hızla evlere girmeye başladı. 2003 yılında 610 bin adet robot elektrik süpürgesi ve çim biçme makinesi satılmıştı. O tarihten sonra satılan robot temizlikçi ya da yardımcı sayısı dört milyonu aştı.
İnsan hayatı için tehlikeli ortamlarda robot kullanımı yaygınlaştıkça ağır sanayide insan robot dengesinin değişmesi kaçınılmaz. Ancak asıl sürpriz, Leonardo da Vinci’nin 15’inci yüzyıl sonunda geliştirdiği mekanik şövalyenin benzerinin 21’inci yüzyılda üretilmeye başlanması. Her ne kadar görev tanımı enkazdan insan kurtarma olarak açıklansa da, savaşın tehlikeli koşullarında kullanılmak üzere üretilen bu robotların Da Vinci’nin mekanik şövalyesini anımsatmadıklarını söylemek çok zor.
Robot teknolojisinin bundan sonra hayatımıza neler getireceğini kestirmek zor. Bu konudaki öngörüleri, herhalde yine önce edebiyatta ve sinemada, sonra gerçek hayatta göreceğiz. Birincisinden her hâlükârda keyif alacağımız kesin ama ikincisi…

Haluk Kalafat [email protected]