BASKIN
ORAN'IN SEÇİM BİLDİRGESİ Devlet, vatandaşların farklı kimlikleri olduğunu
kabul etmelidir. Barış ve kardeşlik bu yolla sağlanır.Gerçek demokrasilerde
vatandaşlar etnik kimliklerini gizlemek zorunda kalmadan eşit olarak
yaşar. Ne yazık ki Türkiye’de bugün milyonlarca vatandaşımız anadillerini
ve kültürlerini geliştirme hakkından mahrumdur.Gerçek laik düzende
din ve mezhep farkları vatandaşların eşitliğini hiçbir şekilde etkilemez.
Ne yazık ki Türkiye’de gayri Müslim vatandaşlarımız yabancı veya
misafir muamelesi görmektedir. Alevi kimliği dışlanmaktadır. Türkiye
gerçek anlamda laik değildir.Çağdaş demokrasilerde kadınlar, karar
organlarına eşit oranda katılırlar; erkek eline bakmazlar.Eşcinsellere
ayrımcılık yapılmaz; travestiler kamu yaşamından dışlanmaz.>>>
MEHMET
UFUK URAS 'IN SEÇİM BİLDİRGESİ Kime güveneceğimizi şaşırdık. Ezilenlerden
yana, barıştan yana diyerek oy verdiğimiz, desteklediğimiz insanlar
tam tersi davranıyorlar. Kırk yılın sağcıları sol bilinen partilerden;
solcuları sağ bilinen partilerden aday oluyor, aday gösteriliyor.
Demokrasiyi savunsun diye oy verdiklerimiz darbeci, muhtıracı kesiliyor.
Demokrasi için, barış için mücadele etsin dediklerimiz 301. maddeyi,
ırkçılığı savunuyor. Sol gösterip, sağ vuruyor. Bundan kurtulmak
için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum,
o ses ben olacağım. (...) İktidar olanlar halka verdikleri sözleri
hemen unutuyor. Muhalefetse tümüyle göstermelik. Cumhurbaşkanlığı
seçiminde aslan kesilenler, demokrasinin rafa kaldırılması, YÖK,
kışla etkisi, IMF karşısında kuzu kesiliyor...>>>
INTERVIEW:
SPANISH CONSCIENTIOUS OBJECTION MOVEMENT Can
Başkent "The history of MOC started even before
Franco´s dead in 1975, when Christian nonviolent activists met with
anarchist activist in the antifascist movement. All started when
Pepe Beuza started to train for to refuse military service in a
country under a decadent military dictature. He was three years
in prison and started a antimilitaris and nonviolent movemente that
at the middle 70s joined in a statal movement with all the conciencious
objection groups together. In the fist year there where no law about
conciencious objection and we were able to develope a civil disobedience
strategy to face it. Finaly the law come on 1989 and we started
a big..." >>>
MECRA
ET-BEDENAhmet
Atıf Akın Sibernetik teriminin temeli Yunanca kubernetes
(dümenci) veya “amir” kelimelerine dayanır ve Norbert Wiener’in
kullanımına göre, insanların makinelerle olan etkileşimlerinde dümen
mekanizması gibi bir denetici kullanması anlamına gelir. Wiener,
bir matematikçi, elektrik mühendisi ve bir iletişim uzmanıdır. 1948’de,
Arture Rosenleuth ile birlikte, aynı isimli kitabında, “sibernetik”
kelimesini türeten kişidir. Kendisinin tanımına göre araba kullanmak,
otomatik bir kapıdan geçmek veya fareye tıklamak gibi aktivitelerin
tümü sibernetiktir. Sibernetik sistemler otomatik kontrolün yanısıra,
bilginin nakledilmesi, işlenmesi...>>>
EDWARD
SAID’IN ‘KÜLTÜR VE EMPERYALIZM’ KITABI ÜZERİNE Dr.
Ulaş Başar Gezgin Said, sömürgecilik dönemi yazarlarının
yalnızca ‘Batılı okur’u dikkate alarak yazdıklarını, sömürgelerde
yaşayan halkların metinlere olası tepkilerinin dikkate alınmadığını
söylüyor ve çoksesli bir okuma pratiği olarak adlandırdığı bir açılım
öneriyor. Tartışma bölümünü beklemeden yorumumuzu yapalım: Oysa,
yerli yazarlar da ‘Batılı’ okurları düşünerek yazmıyorlar, günümüzde
‘Batılı olmayan’ coğrafyayı ‘Batılılar’ için yazan ‘Batılı’ olmayan
yazarlar kuşağına dek. Said, Avrupalıları sömürgecilikle suçlarken,
bir kaç ayrıcalıklı durum dışında, sömürülenlerin anlatılarını incelemediği
için, yalnızca sömürgecilerin anlatılarına odaklandığı için bu gerçeği
göremiyor.>>>
INTELLECTUAL
BACKGROUND OF NATIONALISM Can
Büyükbay Whenever one speaks about a topic in social
sciences, one is bound with language. That means in approaching
a problem or in evaluating a concept, different usages and correspondent
meanings should be taken carefully into consideration, in order
not go away from reality. The meaning (Sinn) and the projection
(Bedeutung) of a concept in Wittgenstein’s philosophy are distinguished
and a true sentence of concepts is constructed when a one to one
correspondence between the two are existent. It is widely accepted
by social science scholars, that if a concept in social science
shows many different things in outside world than the meaning of
it is somewhat blurred and it looses its significance .…
>>> ACININ
BELLEĞİ: ELİF ŞAFAK’IN BABA VE PİÇ ROMANINDAN HAREKETLE RESMİ TARİH
ANLATILARINA BAKIŞ Neşe
Yaşın Baba ve Piç, Ermenilerin belleği ve Türklerin
belleği arasındaki bir karşılaştırmaya imkan sağlıyor. Burada, büyük
olasılıkla hiçbir Türkle karşılaşmamış diyasporadaki Ermenilerin
belleği ve Türkiyedeki Ermeniler arasındaki farkı da koyuyor. Türkiye’de
Türklerle yaşayan bir Ermeni(Aram) ve keşf etmek için Türkiye’ye
gelmiş (Armanuş) bir Ermeni’nin tutumu ile diyasporadaki Ermeni
gençlerin dillendirildiği Kafe Constantinopolis bu farkın ortaya
konmasına olanak sağlıyor. Şafak’ın bir röportajında da söylediği
gibi: “Diyasporadaki Ermenilerle Türkiye’de doğan, burada yaşayan
Ermeniler arasında çok ciddi bir kültür farkı var. “Onlar hiç Türkle
karşılaşmadığı için Türk dendiği zaman akla gelen şey kendisine
aktarılan, ailesinden devraldığı hafıza. Ben 18-19 yaşında bir diyaspora
Ermenisi ile tanıştığımda ne kadar yaşlı bir hafızası olduğunu görüp
hayret ediyorum.” >>>
AHLAKÇI
SERSERİLERCan
Başkent Vicdani ret kavramıyla ilk karşılaşanlar
ister istemez hep sorar: "Askere gidenler vicdansız mıdır?".
Vicdani ret hareketine getirilen bu acele eleştirinin aynı düzlemdeki
diğer bir ifadesi de, vicdani retçilerin, kendilerini yüce ahlaklılar
olarak lanse edip, askerlerin "ahlaksız" olduğunu öne
sürdüklerini iddia etmektir. Nitekim, bu eleştirileri dile getirenlere
göre vicdani retçiler, yüksek bir ahlaki ilkeden yola çıkıp, daha
da yüksek bir ahlaki irade kullanarak, bu ilkelerinin gerektirmelerini
yerine getirecek kadar "cesur", "yürekli", "devrimci"
ve "mert"tirler. Baştan söyleyeyim, her ne kadar damarlarımda
derin bir anarşist ahlak geziyor olsa da, bu eleştirilerin gerekçelerini
ciddiye alıyorum. >>>
ASYA
KİTAPLARIBora
Ercan Yazılarını
İzinsiz Gösteri’de okuduğumuz arkadaşlarımızın kitaplarının basılması
bizim için ayrı sevinç kaynağı. Nitekim Ulaş Başar Gezgin’in Asya
Yazıları ile Ali Rıza Arıcan’ın Pasifik Öyküleri Mayıs’ın son günlerinde
Ara-lık yayınları tarafından yayımlandı. Arıcan’la yapılmış bir
söyleşiyi yine bu sayımızda bulacaksınız. Biz başka bir gezgin dostumuz
Faruk Budak’ın Asya’nın Dokuz Kapısı adlı kitabını tanıtacağız bu
yazıda. Ülkemiz insanlarının Asya ile ilgilenmesi Anglosakson dünya
ilgilenmesinden günümüz koşularında daha çok önem taşıyor. Bunun
iki nedeni var: Birincisi Türkiye’nin Batılılaşma politikaları çerçevesinde
kendini Doğu’ya dolayısıyla da Asya’ya uzun yıllar kapaması. İkincisi
ise günümüzde Batı’nın her anlamda kendini tüketme... >>> NAZIM HİKMET'İ ANIYORUZ....Gül
Büyükbay Nazım Hikmet‘in uzun uykusunun 44. yılı.
Bir eski gömütlükte yatıyor Türkçeyi taçlandıran usta. Bedeninin
bu topraklara getirilerek yorulmasına, yıpratılmasına, şekilci yaklaşımlara
gönlümüz hiç razı değil. Politikacılarımız zaman zaman şiirlerini
okuyor, ikiyüzlü ve içtenliksiz. Sıkça gündeme gelen ama bir ilerleme
katedilemeyen biz Türkiyelilere onur verecek vatandaşlığının iadesinde
ise hiçbir ilerleme yok. Oysa ki kimlerin vatan haini olduğu hiç
bu kadar ortada olmamıştı. Her şey bir yana mezarını kendi köylerine
istemekte yarışan köy muhtarları neden yontusunu dikmeyi düşünmez,
kütüphanesini açmak istemez ki köylerine...İsteriz ki bu toprakların
dört bir yanında ona dair yontular yapsın yontucular, hepimize kaybettiğimiz
umudu anımsatmak için. >>>
ÇIPLAK
MODEL, GORBAÇOV, VS.Gül
Büyükbay (Sayı 97) 95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki
resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp
Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu
biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan
da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti.
>>>
ODTÜ’DE
BAHAR Bora
Ercan(Sayı 83) Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite
harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını
oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının
yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu
eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.>>>
SU
EYLEMİ Dilek
Koçal(Sayı 79) Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ
günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki
bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de
şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde
olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>> ODTÜ
ORYANTASYONU
Nurettin
Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir
heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri
kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı
yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi
taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>> ODTÜ'DE
BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı
59) 1980 sonrası sonrası gençlik
ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar
altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını
engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile
neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin
...>>> BEKİR
HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)
(Sayı 67) "Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk
yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış
biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken
ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde
çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır. >>> BAKKAL,
MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan
Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının
ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler.
Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı
bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını
söyler. Çünkü bu ...
>>>
ODTÜ
TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali
Pekşen (Sayı 41) Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin
1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden
yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası
olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000
adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık
ki .... >>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan
ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.