SAYI 149 / HAZİRAN-TEMMUZ 2007

 


BASKIN ORAN'IN SEÇİM BİLDİRGESİ
Devlet, vatandaşların farklı kimlikleri olduğunu kabul etmelidir. Barış ve kardeşlik bu yolla sağlanır.Gerçek demokrasilerde vatandaşlar etnik kimliklerini gizlemek zorunda kalmadan eşit olarak yaşar. Ne yazık ki Türkiye’de bugün milyonlarca vatandaşımız anadillerini ve kültürlerini geliştirme hakkından mahrumdur.Gerçek laik düzende din ve mezhep farkları vatandaşların eşitliğini hiçbir şekilde etkilemez. Ne yazık ki Türkiye’de gayri Müslim vatandaşlarımız yabancı veya misafir muamelesi görmektedir. Alevi kimliği dışlanmaktadır. Türkiye gerçek anlamda laik değildir.Çağdaş demokrasilerde kadınlar, karar organlarına eşit oranda katılırlar; erkek eline bakmazlar.Eşcinsellere ayrımcılık yapılmaz; travestiler kamu yaşamından dışlanmaz.
>>>

MEHMET UFUK URAS 'IN SEÇİM BİLDİRGESİ
Kime güveneceğimizi şaşırdık. Ezilenlerden yana, barıştan yana diyerek oy verdiğimiz, desteklediğimiz insanlar tam tersi davranıyorlar. Kırk yılın sağcıları sol bilinen partilerden; solcuları sağ bilinen partilerden aday oluyor, aday gösteriliyor. Demokrasiyi savunsun diye oy verdiklerimiz darbeci, muhtıracı kesiliyor. Demokrasi için, barış için mücadele etsin dediklerimiz 301. maddeyi, ırkçılığı savunuyor. Sol gösterip, sağ vuruyor. Bundan kurtulmak için siyasete yeni bir ufuk, yeni bir ses gerek. Söz veriyorum, o ses ben olacağım. (...) İktidar olanlar halka verdikleri sözleri hemen unutuyor. Muhalefetse tümüyle göstermelik. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aslan kesilenler, demokrasinin rafa kaldırılması, YÖK, kışla etkisi, IMF karşısında kuzu kesiliyor... >>>

INTERVIEW: SPANISH CONSCIENTIOUS OBJECTION MOVEMENT
Can Başkent

"The history of MOC started even before Franco´s dead in 1975, when Christian nonviolent activists met with anarchist activist in the antifascist movement. All started when Pepe Beuza started to train for to refuse military service in a country under a decadent military dictature. He was three years in prison and started a antimilitaris and nonviolent movemente that at the middle 70s joined in a statal movement with all the conciencious objection groups together. In the fist year there where no law about conciencious objection and we were able to develope a civil disobedience strategy to face it. Finaly the law come on 1989 and we started a big..." >>>

MECRA ET-BEDENAhmet Atıf Akın
Sibernetik teriminin temeli Yunanca kubernetes (dümenci) veya “amir” kelimelerine dayanır ve Norbert Wiener’in kullanımına göre, insanların makinelerle olan etkileşimlerinde dümen mekanizması gibi bir denetici kullanması anlamına gelir. Wiener, bir matematikçi, elektrik mühendisi ve bir iletişim uzmanıdır. 1948’de, Arture Rosenleuth ile birlikte, aynı isimli kitabında, “sibernetik” kelimesini türeten kişidir. Kendisinin tanımına göre araba kullanmak, otomatik bir kapıdan geçmek veya fareye tıklamak gibi aktivitelerin tümü sibernetiktir. Sibernetik sistemler otomatik kontrolün yanısıra,  bilginin nakledilmesi, işlenmesi... >>>

EDWARD SAID’IN ‘KÜLTÜR VE EMPERYALIZM’ KITABI ÜZERİNE
Dr. Ulaş Başar Gezgin

Said, sömürgecilik dönemi yazarlarının yalnızca ‘Batılı okur’u dikkate alarak yazdıklarını, sömürgelerde yaşayan halkların metinlere olası tepkilerinin dikkate alınmadığını söylüyor ve çoksesli bir okuma pratiği olarak adlandırdığı bir açılım öneriyor. Tartışma bölümünü beklemeden yorumumuzu yapalım: Oysa, yerli yazarlar da ‘Batılı’ okurları düşünerek yazmıyorlar, günümüzde ‘Batılı olmayan’ coğrafyayı ‘Batılılar’ için yazan ‘Batılı’ olmayan yazarlar kuşağına dek. Said, Avrupalıları sömürgecilikle suçlarken, bir kaç ayrıcalıklı durum dışında, sömürülenlerin anlatılarını incelemediği için, yalnızca sömürgecilerin anlatılarına odaklandığı için bu gerçeği göremiyor.
>>>

INTELLECTUAL BACKGROUND OF NATIONALISM

Can Büyükbay

Whenever one speaks about a topic in social sciences, one is bound with language. That means in approaching a problem or in evaluating a concept, different usages and correspondent meanings should be taken carefully into consideration, in order not go away from reality. The meaning (Sinn) and the projection (Bedeutung) of a concept in Wittgenstein’s philosophy are distinguished and a true sentence of concepts is constructed when a one to one correspondence between the two are existent. It is widely accepted by social science scholars, that if a concept in social science shows many different things in outside world than the meaning of it is somewhat blurred and it looses its significance .… >>>


ACININ BELLEĞİ: ELİF ŞAFAK’IN BABA VE PİÇ ROMANINDAN HAREKETLE RESMİ TARİH ANLATILARINA BAKIŞ Neşe Yaşın
Baba ve Piç, Ermenilerin belleği ve Türklerin belleği arasındaki bir karşılaştırmaya imkan sağlıyor. Burada, büyük olasılıkla hiçbir Türkle karşılaşmamış diyasporadaki Ermenilerin belleği ve Türkiyedeki Ermeniler arasındaki farkı da koyuyor. Türkiye’de Türklerle yaşayan bir Ermeni(Aram) ve keşf etmek için Türkiye’ye gelmiş (Armanuş) bir Ermeni’nin tutumu ile diyasporadaki Ermeni gençlerin dillendirildiği Kafe Constantinopolis bu farkın ortaya konmasına olanak sağlıyor. Şafak’ın bir röportajında da söylediği gibi: “Diyasporadaki Ermenilerle Türkiye’de doğan, burada yaşayan Ermeniler arasında çok ciddi bir kültür farkı var. “Onlar hiç Türkle karşılaşmadığı için Türk dendiği zaman akla gelen şey kendisine aktarılan, ailesinden devraldığı hafıza. Ben 18-19 yaşında bir diyaspora Ermenisi ile tanıştığımda ne kadar yaşlı bir hafızası olduğunu görüp hayret ediyorum.” >>>

AHLAKÇI SERSERİLER Can Başkent
Vicdani ret kavramıyla ilk karşılaşanlar ister istemez hep sorar: "Askere gidenler vicdansız mıdır?". Vicdani ret hareketine getirilen bu acele eleştirinin aynı düzlemdeki diğer bir ifadesi de, vicdani retçilerin, kendilerini yüce ahlaklılar olarak lanse edip, askerlerin "ahlaksız" olduğunu öne sürdüklerini iddia etmektir. Nitekim, bu eleştirileri dile getirenlere göre vicdani retçiler, yüksek bir ahlaki ilkeden yola çıkıp, daha da yüksek bir ahlaki irade kullanarak, bu ilkelerinin gerektirmelerini yerine getirecek kadar "cesur", "yürekli", "devrimci" ve "mert"tirler. Baştan söyleyeyim, her ne kadar damarlarımda derin bir anarşist ahlak geziyor olsa da, bu eleştirilerin gerekçelerini ciddiye alıyorum. >>>

ASYA KİTAPLARI Bora Ercan
Yazılarını İzinsiz Gösteri’de okuduğumuz arkadaşlarımızın kitaplarının basılması bizim için ayrı sevinç kaynağı. Nitekim Ulaş Başar Gezgin’in Asya Yazıları ile Ali Rıza Arıcan’ın Pasifik Öyküleri Mayıs’ın son günlerinde Ara-lık yayınları tarafından yayımlandı. Arıcan’la yapılmış bir söyleşiyi yine bu sayımızda bulacaksınız. Biz başka bir gezgin dostumuz Faruk Budak’ın Asya’nın Dokuz Kapısı adlı kitabını tanıtacağız bu yazıda. Ülkemiz insanlarının Asya ile ilgilenmesi Anglosakson dünya ilgilenmesinden günümüz koşularında daha çok önem taşıyor. Bunun iki nedeni var: Birincisi Türkiye’nin Batılılaşma politikaları çerçevesinde kendini Doğu’ya dolayısıyla da Asya’ya uzun yıllar kapaması. İkincisi ise günümüzde Batı’nın her anlamda kendini tüketme...
>>>

NAZIM HİKMET'İ ANIYORUZ....Gül Büyükbay
Nazım Hikmet‘in uzun uykusunun 44. yılı. Bir eski gömütlükte yatıyor Türkçeyi taçlandıran usta. Bedeninin bu topraklara getirilerek yorulmasına, yıpratılmasına, şekilci yaklaşımlara gönlümüz hiç razı değil. Politikacılarımız zaman zaman şiirlerini okuyor, ikiyüzlü ve içtenliksiz. Sıkça gündeme gelen ama bir ilerleme katedilemeyen biz Türkiyelilere onur verecek vatandaşlığının iadesinde ise hiçbir ilerleme yok. Oysa ki kimlerin vatan haini olduğu hiç bu kadar ortada olmamıştı. Her şey bir yana mezarını kendi köylerine istemekte yarışan köy muhtarları neden yontusunu dikmeyi düşünmez, kütüphanesini açmak istemez ki köylerine...İsteriz ki bu toprakların dört bir yanında ona dair yontular yapsın yontucular, hepimize kaybettiğimiz umudu anımsatmak için. >>>




ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 - 2000)- SEÇME YAZILAR >>>>


ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI
Nurettin Çalışkan (Sayı 23)
68 yılıydı. ODTÜ öğrencisi dört kişi, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, o heyecanı ODTÜ stadyumunda yazıya döktüler... Gece yarısından sabaha dek uğraşarak kocaman harflerle DEVRİM yazdılar stadyumun oturulacak kesimine. O gece, o dört genç insan düşlerini, özlemlerini yansıtıyorlardı .. >>>

12 EYLÜL SONRASI, ODTÜ'DE 1 MAYISLAR ..
İbrahim Akar (Sayı 103)
1980-81dönemi, ODTÜ'de hazırlık sınıfındayım. Hareketin ODTÜ sorumluluğunu üstleneli iki üç ay olmuş. ODTÜ'de örgütlülüğünü sürdüren sadece 3 hareket var. TKP, TP ve Hizip SGB olarak tanınan, TKP-B... Üçünün bir araya gelmesini sağlıyoruz ve düzenli görüşmeler yapıyoruz. >>>

ODTÜ EFSANELERİ: AKLA ZİYAN HİKAYELER Haluk Kalafat (Sayı 43)
Hazırlık'ta okurken her sabah altından kafamda bin bir hülyalı düşüncelerle “gölgesinin Ata yazdığı” metal üç bloktan geçerdim. Mimarlık binasının önündeki “heykel desen heykel değil” olarak tanımladığım (o zaman daha gençtim, heykel insan figürüydü benim için en çok da Atatürk şeklinde tezahür ederdi) ...
>>>

ÇIPLAK MODEL, GORBAÇOV, VS. Gül Büyükbay (Sayı 97)
95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti. >>>

ODTÜ’DE BAHAR
Bora Ercan (Sayı 83)
Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.
>>>

SU EYLEMİ Dilek Koçal (Sayı 79)
Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>>

ODTÜ ORYANTASYON
U Nurettin Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>>

ODTÜ'DE BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı 59)
1980 sonrası sonrası gençlik ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin ...
>>>

BEKİR HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)
(Sayı 67)
"Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır.
>>>

BAKKAL, MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler. Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını söyler. Çünkü bu
... >>>

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali Pekşen (Sayı 41)
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000 adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki .... >>>





>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


 
s