"Bir eylem niteliğini siyasal gruplar
ya da kişiler tarafından yapılmasından değil, içeriğinden alır.
Geçtiğimiz cuma günü gördüğümüz eylem ise, bir eylemi siyasal
içeriğinin boşaltılmasına örnektir. Somut kazanımlar hedeflemekten
uzak, yalnızca eylem olsun diye yapılan bu yürüyüşün pek çok öğrencinin
gözünde ne için olduğu belirsizdi. Öğrencilerle bağ kurmaktan
uzak bu tür eylemler olsa olsa depolitizasyona katkıda bulunuyor.
Yaşanan olayda, baskıları protesto etme başlığı öne çıkarılmasına
karşın; hedeflenen -kendilerinin de belirttiği gibi bir gövde
gösterisiydi. Bu nedenle, gerçekleşen eylem yalnızca egemen politik
olan bir şova dönüşmüştür.
Bir diğer şov da Rektörlük tarafından sergilenmiştir. “öğrencilerin
burnunun bile kanamasını” istemedikleri bahanesi ile Rektörlük,
dört gün yaşatılan nispeten özgür bir ortama gün daha tahammül
edememiş ve son gün standları kapatmış, kalkanlarıyla, silahlarıyla
adeta savşa gelmiş yüzlerce jandarmayı okula doldurmuştur. Rektörün,
kitapların yerine M-16'1arın, Kaleşinkofların sergilemesini tercih
etmesi unutulmayacaktır! Hiç kuşku yok ki, bu önlemin (!) sonucu
“burun kanaması”ndan çok daha kötü olabilirdi.
Oynanan oyunlara, yapılan tutarsızlıklarla kampüse polisin girmesiyle
yenileri eklenmiştir. Şenlik ve Miting olarak duyurusu yapılıp
daha sonra yürüyüşe dönüştürülen eylem, ODTÜ tarihinde ikinci
kez polisin kampüse gelmesiyle sonuçlanmıştır. Bu eylem dışında
kalan arkadaşlar polisi protesto etmek istemişlerdir. Ne var ki
bu, diğerleri tarafından kullanılmak istenmiştir. Oysa bu, eylemin
bağımsızlığını savunmayanların yeri kendi yürüyüşleriydi.
Biz artık başkalarının çizdiği sınırlar içinde hareket etmek istemiyoruz.
Bugüne kadar yapılagelen pek çok eylemde, eylemin yapılış tarzını
onaylamadığımız için yer almayı reddettik. Bunu, ait olmadığımız
bir tarafa düşmüşüz gibi kullanmak isteyenler oldu. Varolan pratikleri
kullanma alışkanlığına karşı çıktığımız gibi herşeyi iki-kutuplu
algılayan bu anlayışa da karşı çıkıyoruz. Birbirinin tekrarına
dönen, giderek rutinleşen, anlamından uzaklaşan eylemlere girişmek
kolaycılıktır. Bu kolaycılık gittikçe yalnızlaşmaya, yalıtılmaya
hizmet eder. Kenardan izleyenlerin katılması amaçlanırken, katılanlar
bile bir süire sonra kenardan izleyenlerin arasına karışmaktadır.
Bu kan kaybının kronikleşmesinin kimin yararına olduğu düşünülmeli
Amaç nedir? Eylem yapmış olmak içjn eylem yapmak mı? Yoksa duyarsızlığın
aşılmasına katkıda bulunmak mı? Her fırsatta benzer eylemler yaparak
gittikçe daha çok öğrencinin eylemlere kayıtsızlaşması neye hizmet
eder?
Seçeneksizlik nedeniyle var olana eklemlenen insanlara da aramızda
yer var. Rektörlüğe, jandarmaya, polise vb. olan tepkileri ifade
etmenin tek yolu, başkalarının önceden hazırladığı yürüyüşlere
eklemlenmek değildir. Bize sunulan seçenekleri seçmek zorunda
değiliz. Seçmemek de tavır koymaktır. Artık kendi yaratıcılığımızı
kullanacağımız, kendimizi var edebileceğimiz alanları açabilmeliyiz.
İnisiyatif sahibi insanlarla önümüzde yeni bir yol açmaya girişmeliyiz....
Güç olan, yeni bir şey yaratmaya çalışmaktır. Ortamı iki-kutuplu
yapısı bu güçlülüğü arttırıyor.
Ancak , inanıyoruz ki, eskinin hazır olanın fazla düşünmemenin
rehavetine kapılmayacak insanlara sesimiz ulaşacak. Bu, bugün
her zamankinden daha çok yaşamsal öneme sahip. Taşlarını hep beraber
taşıyıp döşeyeceğimiz bir yol oluşturmalı, ne kadar güç olursa
olsun, bu artık zorunludur. Biliyoruz ki, böyle düşünen yalnızca
biz değiliz."