Türkiye’deki
öğrenci hareketinin içinde özel bir yere sahip olan ODTÜ’nün artık
bir “tarih” kitabı var. Ancak bu kitap, “resmi tarih”in yeni örneklerinden
biri değil... aslında ODTÜ’nün değil ODTÜ’lülerin tarihi demek çok
daha doğru olacak bu kitap için. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde
1956 ile 1980 yılları arasında yaşananları konu edinen ODTÜ Tarihçe
1956-1980, bu yıllar içinde üniversitede yaşanan “olayları”, öğrenci
hareketini ve elbette o yılların Türkiye’sinin öyküsü anlatıyor.
ODTÜ Tarihçe’nin yazarı Nurettin Çalışkan
bize bu tarih içinde öne çıkanları belgelerle ve tanıklıklarla vermeye
çalışmış. ODTÜ tarihinin köşe taşlarını konu edinen kitap aslında
1980 darbesiyle birlikte unutulan, unutturulmaya çalışılan günlerin
hikâyesini anlatırken bize o yıllardan öyle bir Türkiye fotoğrafı
sunuyor ki, bunun üzerinde “taraftarlığın” ötesinde bir bakış açısıyla
baktığımızda gördüklerimiz –o yılları yaşayanları bile– şaşırtıyor,
rahatsız ediyor...
Biz kitaba, ODTÜ’ye dönelim. ODTÜ öğrencilerinin,
öğretim üyelerinin toplumsal hareket içindeki hareketliliği, taşıdıkları
misyon ve edinilen “gelenek” itibariyle Türkiye’nin en özel okullarından
biri olmayı başarmıştır. Ve yine ODTÜ’lüler toplumsal hayat karşısında
“sol” bir duruşun temsilcileri olmuşlar, ilerici, aydın, devrimci
bir misyonun bireyleri olarak toplumda kendilerini kabul ettirmişlerdir.
ODTÜ’lü öğrencilerin özellikle 1968’de başlayan
“bireysel” değil, “kolektif” davranma özellikleri, dayanışmacı,
müdahaleci ve dönüştürücü devrimci özellikleri 1980’lerden sonra
bütün ülkede olduğu gibi hızla yok olmuştur. Aslında ODTÜ Tarihçe,
nerelerden nerelere geldiğimizin hikâyesidir bir ölçüde.
ODTÜ öğrenci hareketi; “direniş”, “boykot” ya da
yirmi küsur yıldır “büyüklerin” bıkmadan usanmadan söyleyegeldikleri
“çatışma ve anarşi” yakıştırmalarının çok ötesinde bir hareketti.
Ve o yılları yaşamış olanların kitaptaki tanıklıklarından, yazılarından
çıkarabileceğiz bir ortaklık bulunmakta: ODTÜ’lülük kimliği...
Bu kimliğin yaratılmasında önemli payı olan Öğrenci
Temsilciliği Konseyinden (ÖTK) söz etmeliyim. ODTÜ Öğrenci Temsilciliği
Konseyi, 1974 yılında kurulan ODTÜ-DER’in önderliğinde yapılan altı
aylık boykotun başarı ile sonuçlanmasının ardından kapatılması üzerine
1976 yılında öğrenciler tarafından uzun model ve örgütlenme tartışmaları
sonucunda oluşturulur. ODTÜ-ÖTK bütün kurumlarıyla çalışmaya başladıktan
kısa bir süre sonra öğrencilerin yanı sıra öğretim üyeleri, işçilerin
katılımıyla üniversite yönetimi ile üniversitede yaşayanlar arasında
demokratik bir ilişkinin tek köprüsü olur.
ODTÜ-ÖTK, bir öğrenci hareketinin klasik yapılanmasın
çok ötesinde bir işleyiş ve işlerlikle üniversite içinde gelişir,
büyür. Özerk-demokratik üniversite mücadelesi bağlamında yeni açılımlarla,
yeni deneylerle gerek ülkedeki öğrenci hareketlerince, gerekse demokratik
kitle örgütlerince yürütülen mücadelede örnek teşkil eder.
Bu bin bir zahmetle kotarılan kitabın bir ilk olduğunu
düşünerek, kitabın içerdiği eksiklikleri ön kabul olarak okumaya
başladığınızda görüyorsunuz ki, 12 Martın ve 12 Eylül’ün bunca talanına,
bunca yangınına rağmen “kurtarılanlar” bile o yılların hayatını,
yaşananları bize aktarabiliyor.
ODTÜ Tarihçe, o yılları yaşayanların “nostaljik”
bir “Ahh!..” çekmesinin çok daha ötesinde, yaşanan dönemin kendine
özgü karakterini yok saymadan ODTÜ öğrenci hareketinin bütün kazanımlarının,
hatalarının bir muhasebesini yapmaya fırsat vermesi açısından önemli
bir olanak sunuyor.
Bu tarihin köşe taşlarının bugünlerde izlerini
sürmek, geçmişle gelecek arasındaki bağlarını kurmak, anlamak ve
yorumlamak, sadece ODTÜ’lülerin değil, bu ülkede yaşayan hepimizin
önünde duran bir “ödev” olduğunu düşünüyorum.
Ve diyorum ki, geçmişi olmayanların geleceği de
olamaz...
DEĞİNİLEN KAYNAK
Nurettin Çalışkan, ODTÜ Tarihçe: 1956-80, Arayış Yayınları, 2002,
339 s.
Not: Bu yazı daha önce Virgül dergisinde yayımlanmıştır: VİRGÜL
52, Haziran 2002, s. 74