ORLAN’IN SURETLERİ THE SURETS
OF ORLAN Kubilay Akman (Çeviri: Elif Gezgin)
Fransa’nın
sanayi kenti St.Etienne’de dünyaya gelen performans sanatçısı Orlan,
çağdaş sanat dünyasında sıra dışı bir yere sahiptir. Orlan, “sanat
yapmak pis bir iştir, ama biri çıkıp bunu yapmak zorunda” der ve
üstlendiği bu kirli işi kelimenin en inanılmaz anlamıyla kendi vücudunu
kullanarak yapar. Carnal Art’ olarak
adlandırdığı sanatsal performanslarında Orlan, erkek iktidarının
güzellik kavramını ve modern batı toplumlarında kadın öznenin ....
>>>
HARDWARE-SOFTWARE YA DA ELLER
ELE VERİR Lodos Egelioğlu
Bundan birkaç
yıl önce, yanılmıyorsam Fransa’da ilk el nakli gerçekleştirildi.
Elini kaza sonucu kaybetmiş olan bir kişiye ameliyatla başka bir
el takıldı. Ancak, bu kişi bir süre sonra kendisine takılan eli
istemediğini, eski, elsiz haline geri dönmek istediğini doktorlarına
iletti. Başkasının böbreğiyle, gözüyle, kalbiyle yaşanabiliyor ancak
eliyle yaşanamıyor olsa gerek. >>>
DAKTİLO YA DA MEKTUPLA GELEN BİR YAZININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Bora
Ercan
Ne
yazdığımızdan öte nasıl yazdığımız önemlidir. Bu önermenin çeşitlemeleri
de yapılabilir: Ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz; nereye
gittiğimiz kadar nasıl gittiğimiz; ne düşündüğümüz kadar da nasıl
düşündüğümüz önemlidir. Bu çeşitlemelerden konumuzla ilgili olanı
ise neyi nasıl okuduğumuzdur.Çağımız hız çağı. Üretimde hız
her şeyin, tüm etik, insani değerlerin önünde. Bu hastalık kültürel
üretim için de geçerli, ne yazık ki. >>>
BİR'İN BÜYÜSÜ YA DA TEK BİR DEFA OLAN
ŞEYLERE DAİR Gür Genç
Alman atasözü 'Bir defa olmuş bir şey hiç olmamış sayılır' dese
de, ben kendi deneyimlerimden biliyorum ki, bazen bir defa olan
bir şey birçok defa olandan daha derin iz bırakabilir. Tek bir defa
olan bir şey, ister iyi ister kötü, tekrar tekrar, defalarca
olan bir şeyden daha unutulmaz olabilir ....
>>>
ENTELEKTÜELİN 3 HALİ Gürkan
Haydar Kılıçarslan
Ben bir aydınım. Bildiklerimin yanına ulaşamazsınız.
Bildiklerimin ve daha ötesi bileceklerimin hayalini bile kuramazsınız.
Bir köpek sürüsü gibi havlasanız da nasıl her gün güneş doğacaksa
bildiklerim de her yeni günle tekrar yeryüzüne dönecek, her uykumun
peşisıra. Bazen unutsam da birkaç şeyi onları nerelerde unuttuğumu
biliyorum. >>>
TELAFİ İMKANSIZDIR VE KİMİ ZAMAN AF
DA Mustafa
Murat Tatlı
Herkes Bizim Gibi Olamaz” Faruk
Ulay’ın öykülerinden birinin adı. Öykü, “Bakma saatine. Saatine
bakarsan gidersin” diye başlıyor ve öykünün bir yerinde, ilk bakışta
çingeneye benzer bir kadın, ‘Gitmek için saate bakmak gerekli midir?’,
‘Saate bakmadan da gidilebilir mi?’ vb. üzerine beyanatlarda bulunuyordu.
Aslında her daim saate bakmalı ve gitmeli; bir, her yere ve her
şeye gecikmişlik duygusu yaratarak. >>>
NEŞE YAŞIN’IN
BELLEK ODALARI Bora
Ercan
Büyük
fizikçi Einstein’ın bir sözü var: ‘Barışsever olmak bir şey değildir,
barış savaşçısı olmalıyız’; bu sözü aklımdan yazdım, sözcüklerde
ve sözcüklerin yerlerinde bir miktar değişiklik yapmış olabilirim,
bağışlayın. Bu söz bana hep Neşe Yaşın’ı çağrıştırır. Neşe, şaireliğin
kendisine vermiş olduğu o incecik ve kırılgan duruşun altında güçlü,
kararlı ve mücadeleci bir kişilik.Bütün dünyanın tanıdığı ancak
Türkiye’nin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Üniversitesi’nin
Türk dili bölümünde öğretim üyesi.
>>>
LUMPEN PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜ Devrim Güven
O
gece havaalanı dış hatlar terminali tam bir
kaostu. Uzun bayram tatilinden geri gelenler, haçdan dönenler, onları
karşılamaya gelenler, bir de kocaman davulları, zurnalarıyla x takımının
taraftarları klüplerinin bilmem nesini karşılamaya gelmiş, her hallerinden
işsiz-güçsüz olduğu belli, yaş ortalaması oldukça düşük bu erkek
kalabalık davullarına vurup tezahurat ediyor, ortalığı daha da çekilmez
hale getiriyordu. >>>
"TARİH KAVRAMI ÜZERİNE"DEN
I. Walter Benjamin
Satranç
oynayan bir otomattan çok söz edilmiştir. Rakibinin her hamlesine
en doğru cevabı vererek oyunu mutlaka kazanan bir otomat. Ağzında
nargilesi, geleneksel Türk giysileri içinde bir kukla, geniş bir
masanın üstündeki satranç tahtasının başında otururdu. Yanlardaki
aynalar, nereden bakılırsa bakılsın masanın altını boşmuş gibi gösteriyordu..
Aslında aşağıda satranç ustası kambur bir cüce vardı; iplerle kuklanın
kollarını oynatıyordu. Bu aygıtın bir de felsefi karşılığı düşünülebilir:
"Tarihsel maddecilik" adlı kukla daima kazanacaktır.
>>>ESKİ
SAYILARDAN SEÇMELER >>>
> ALIŞILMADIK SEX
DENEYİMLERİ Çeviren: Can Başkent / Sayı 31
> MİMARLIK VE MONTAJ
Sergey M. Eisenstein / Sayı 29
>
ODTÜ BİLİNÇSİZ ANARŞİST FUTBOL LİGİ [email protected]
/ Sayı
29
Nurettin Çalışkan / Sayı 23
> Neşe Yaşın / Sayı 19
Gökhan
Orhan / Sayı 17
> METİNLERARASI
BİR ESER : İKİ YEŞİL SUSAMURU Tülay Akkoyun / Sayı 17
> KARMAŞIKLIĞIN
GİZEMİ - I Gediz Akdeniz / Sayı 13
Deniz Karabacak Sayı 13
> TARİHE, BELGESELE,
REKLAMA DAİR Ethem Özgüven / Sayı 13
> LİNGAM: ŞİVA'NIN
CİNSEL ORGANI Nurdan Çakır / Sayı 11
> MATEMATİK,
DİN VE BATIL İNAN Nurettin Çalışkan / Sayı 7
Jean Baudrillard / Sayı
5
Ali Pekşen
/ Sayı 5
Osman Olmuş
/ Sayı 3
> MEDYA İLLÜZYONİZMİ
Gürkan Haydar Kılıçarslan / Sayı 2
|