SAYI 37/ 11 NİSAN 2005
 


ORLAN’IN SURETLERİ
///// THE SURETS OF ORLAN Kubilay Akman (Çeviri: Elif Gezgin)
Fransa’nın sanayi kenti St.Etienne’de dünyaya gelen performans sanatçısı Orlan, çağdaş sanat dünyasında sıra dışı bir yere sahiptir. Orlan, “sanat yapmak pis bir iştir, ama biri çıkıp bunu yapmak zorunda” der ve üstlendiği bu kirli işi kelimenin en inanılmaz anlamıyla kendi vücudunu kullanarak yapar. Carnal Art’ olarak adlandırdığı sanatsal performanslarında Orlan, erkek iktidarının güzellik kavramını ve modern batı toplumlarında kadın öznenin .... >>>

HARDWARE-SOFTWARE YA DA ELLER ELE VERİR Lodos Egelioğlu
Bundan birkaç yıl önce, yanılmıyorsam Fransa’da ilk el nakli gerçekleştirildi. Elini kaza sonucu kaybetmiş olan bir kişiye ameliyatla başka bir el takıldı. Ancak, bu kişi bir süre sonra kendisine takılan eli istemediğini, eski, elsiz haline geri dönmek istediğini doktorlarına iletti. Başkasının böbreğiyle, gözüyle, kalbiyle yaşanabiliyor ancak eliyle yaşanamıyor olsa gerek. >>>

DAKTİLO YA DA MEKTUPLA GELEN BİR YAZININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Bora Ercan
Ne yazdığımızdan öte nasıl yazdığımız önemlidir. Bu önermenin çeşitlemeleri de yapılabilir: Ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz; nereye gittiğimiz kadar nasıl gittiğimiz; ne düşündüğümüz kadar da nasıl düşündüğümüz önemlidir. Bu çeşitlemelerden konumuzla ilgili olanı ise neyi nasıl okuduğumuzdur.Çağımız hız çağı. Üretimde hız her şeyin, tüm etik, insani değerlerin önünde. Bu hastalık kültürel üretim için de geçerli, ne yazık ki. >>>

BİR'İN BÜYÜSÜ YA DA TEK BİR DEFA OLAN ŞEYLERE DAİR Gür Genç
Alman atasözü 'Bir defa olmuş bir şey hiç olmamış sayılır' dese de, ben kendi deneyimlerimden biliyorum ki, bazen bir defa olan bir şey birçok defa olandan daha derin iz bırakabilir. Tek bir defa olan bir şey, ister iyi ister kötü, tekrar tekrar,
defalarca olan bir şeyden daha unutulmaz olabilir .... >>>

ENTELEKTÜELİN 3 HALİ Gürkan Haydar Kılıçarslan
Ben bir aydınım. Bildiklerimin yanına ulaşamazsınız. Bildiklerimin ve daha ötesi bileceklerimin hayalini bile kuramazsınız. Bir köpek sürüsü gibi havlasanız da nasıl her gün güneş doğacaksa bildiklerim de her yeni günle tekrar yeryüzüne dönecek, her uykumun peşisıra. Bazen unutsam da birkaç şeyi onları nerelerde unuttuğumu biliyorum. >>>

TELAFİ İMKANSIZDIR VE KİMİ ZAMAN AF DA Mustafa Murat Tatlı
Herkes Bizim Gibi Olamaz” Faruk Ulay’ın öykülerinden birinin adı. Öykü, “Bakma saatine. Saatine bakarsan gidersin” diye başlıyor ve öykünün bir yerinde, ilk bakışta çingeneye benzer bir kadın, ‘Gitmek için saate bakmak gerekli midir?’, ‘Saate bakmadan da gidilebilir mi?’ vb. üzerine beyanatlarda bulunuyordu. Aslında her daim saate bakmalı ve gitmeli; bir, her yere ve her şeye gecikmişlik duygusu yaratarak. >>>

NEŞE YAŞIN’IN BELLEK ODALARI Bora Ercan

Büyük fizikçi Einstein’ın bir sözü var: ‘Barışsever olmak bir şey değildir, barış savaşçısı olmalıyız’; bu sözü aklımdan yazdım, sözcüklerde ve sözcüklerin yerlerinde bir miktar değişiklik yapmış olabilirim, bağışlayın. Bu söz bana hep Neşe Yaşın’ı çağrıştırır. Neşe, şaireliğin kendisine vermiş olduğu o incecik ve kırılgan duruşun altında güçlü, kararlı ve mücadeleci bir kişilik.Bütün dünyanın tanıdığı ancak Türkiye’nin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Üniversitesi’nin Türk dili bölümünde öğretim üyesi. >>>

LUMPEN PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜ
Devrim Güven

O gece havaalanı dış hatlar terminali tam bir kaostu. Uzun bayram tatilinden geri gelenler, haçdan dönenler, onları karşılamaya gelenler, bir de kocaman davulları, zurnalarıyla x takımının taraftarları klüplerinin bilmem nesini karşılamaya gelmiş, her hallerinden işsiz-güçsüz olduğu belli, yaş ortalaması oldukça düşük bu erkek kalabalık davullarına vurup tezahurat ediyor, ortalığı daha da çekilmez hale getiriyordu. >>>

ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 ve SONRASI) >>>>


"TARİH KAVRAMI ÜZERİNE"DEN
I. Walter Benjamin
Satranç oynayan bir otomattan çok söz edilmiştir. Rakibinin her hamlesine en doğru cevabı vererek oyunu mutlaka kazanan bir otomat. Ağzında nargilesi, geleneksel Türk giysileri içinde bir kukla, geniş bir masanın üstündeki satranç tahtasının başında otururdu. Yanlardaki aynalar, nereden bakılırsa bakılsın masanın altını boşmuş gibi gösteriyordu.. Aslında aşağıda satranç ustası kambur bir cüce vardı; iplerle kuklanın kollarını oynatıyordu. Bu aygıtın bir de felsefi karşılığı düşünülebilir: "Tarihsel maddecilik" adlı kukla daima kazanacaktır. >>>


_______________________________________________________________________________
>>>ESKİ SAYILARDAN SEÇMELER >>>
> ALIŞILMADIK SEX DENEYİMLERİ Çeviren: Can Başkent / Sayı 31
> MİMARLIK VE MONTAJ
Sergey M. Eisenstein / Sayı 29
> ODTÜ BİLİNÇSİZ ANARŞİST FUTBOL LİGİ [email protected] / Sayı 29
> ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI Nurettin Çalışkan / Sayı 23
> BİR BARIŞ PROJESİ OLARAK ŞİİR ÇEVİRİS Neşe Yaşın / Sayı 19
> MİDİLLİ : HEM ÇOK YAKIN, HEM DE ÇOK UZAK BİR ADA Gökhan Orhan / Sayı 17
> METİNLERARASI BİR ESER : İKİ YEŞİL SUSAMURU Tülay Akkoyun / Sayı 17
> KARMAŞIKLIĞIN GİZEMİ - I Gediz Akdeniz / Sayı 13
> KAYBOLUNACAK KENT: YEZD Deniz Karabacak Sayı 13
> TARİHE, BELGESELE, REKLAMA DAİR Ethem Özgüven / Sayı 13
> LİNGAM: ŞİVA'NIN CİNSEL ORGANI Nurdan Çakır / Sayı 11
> MATEMATİK, DİN VE BATIL İNAN Nurettin Çalışkan / Sayı 7
> SANAL EVREN VE HABER DÜNYASI Jean Baudrillard / Sayı 5
> TÜRK LİRASI BANKONOTLARININ GÖRSELLİĞİ ÜZERİNE Ali Pekşen / Sayı 5
> ŞİİRLE İŞTİGAL EDEN HERKESE İRTİCALEN SUALLER Osman Olmuş / Sayı 3
> MEDYA İLLÜZYONİZMİ Gürkan Haydar Kılıçarslan / Sayı 2