SAYI 29 / 01 ŞUBAT 2005

 

NEVADA ÇÖLܒNDE TAŞTAN BİR KENT HEYKELİ
(English / İngilizce >>>)

Ali Pekşen




(Complex City)


Amerikalı Michael Heizer 1971 yılında Nevada çölünde başladığı bir 'land art' çalışmasını bu gün de yapmayı sürdürüyor.En büyük modern heykellerden bir olarak kabul edilen Heizer’in bu çalışmasının adı: Kompleks Kent (Complex City). Kent her biri yüzlerce tonu aşan, yükseklikleri 20 metreyi bulan dikdörtgen ya da üçgen yüzeyli devasa taş bloklarından oluşmaktadır. Bunlar heykel olarak adlandırılsa da Heizer bu kavrama karşı çıkmakta ve çalışmasını 'unsclupture' (heykel olmayan) olarak adlandırmaktadır.

Heizer’in en yakın yerleşim yerine 40 mil uzaklıkta bir bölgede yapımına devam ettiği devasa yapıları komplekslerden (complex) oluşmaktadır. Sanatçı şimdiye dek 3 kompleksi tamamlamış, 4.’nü yapmayı sürdürüyor. 5. kompleks tamamlandığında ise çalışmanın biteceğini söylüyor. Kompleks kavramının arkeologlar tarafından antik kentlerdeki yapılar için kullanıldığını, zaten Heizer’in de bir amacının güncel Amerikan sanatını, Mayaların, Azteklerin ve İnkaların ihtişamıyla ilişkilendirmek olduğunu belirtmek gerekiyor. Heizer The New York Times’da Kimmelman’e verdiği bir röportajda şöyle diyor: “ Ben sadece zaten yüzyıllardır yapılan ancak şimdi yapılmayanı yapıyorum” (Kimmelman,1999)

Heizer’ın Kompleks Kent’ini anlayabilmek için bir yandan kendi hayatına bakmamız bir yandan da onu land art çerçevesinde tartışmamız gerekiyor.

NEVADALI HEIZER

1944’te Kaliforniya’da doğdu. Ailesi 1880'lerden beri Nevada'da yaşamaktadır. Büyükbabalarından birisi maden mühendisi, diğeri ise Kaliforniya'nın baş jeoloğudur. Babası Robert F. Heizer ise bir arkeologdu ve Kaliforniya ve Yukatan'daki büyük havzalar konusunda uzmandı. Ayrıca Mısır, Bolivya ve Peru'da çalıştı. İlginç olan şu ki, öldüğünde antik taşımacılık ve büyük kayalar ile ilgili bir kitap yazmaktaydı. Heizer'in geçmişi onun çalışmalarını doğrudan biçimlendirmiştir. Nevada çölünde devasa kayalarla çalışması tesadüf ya da bir buluş değildir. Babasının ve büyükbabasının yaptıklarını hatırlamadan Michael Heizer'i anlayamayız. Dolaysıyla, sanatının kökeninde arkeoloji, jeoloji ve antropolojinin bulunduğunu söyleyebiliriz.

Bir başka kaynak ise babasının yazdığı kitaptır. Kitapta La Venta anlatılır. La Venta bir 'Olmec' törenidir. Ayrıca kitapta, Heizer'in kent heykellerine benzeyen, kazılarda çıkarılmış kaya çizimleri bulunmaktadır. Heizer kendi çalışmasındaki biçimi doğrudan bu kitaptan almadığını, genel olarak soyut biçimler olarak zihninde varolduğunu söylüyor. Heykellerinin ayrıca Amerikan-kızılderili karşıtlığını ve gömütleri ima ettiğini belirtiyor. Kompleks Kent Amerikan Kızılderililerin tümülüslerine ve eskiden babasıyla birlikte gittiği Mısır'da Saggara kentindeki Zozer'in mezarının tepesinde bulunan 'mastabaya' da atıfta bulunmaktadır.


(Double Negative- Çift Negatif)

Heizer 1967'de Nevada'da ölçek olarak çok büyük land art çalışmaları yapmaya başladı. İlk kişisel gösterisi Münih'te 1969'da oldu. Konik bir biçimi olan Münich Depression (Münih Çöküntüsü) adlı çalışması için 1000 ton toprağı başka bir yere taşıdı. Bu çalışmayı Nevada çölündeki Double Negative (Çift Negatif) adlı çalışması izledi. Bir vadinin iki yanında karşılıklı iki tane derin yarık oluşturmak için buldozerler yardımıyla yaklaşık 244,000 tonun üzerinde toprağın yerini değiştirdi. Michael Govan'a göre Heizer 'in bu heykelleri heykel tarihine meydan okumayı içermektedir (Govan, 1995). Heizer’in kendi değerlendirmesi de ilginçtir: "Bu heykeli oluşturmak için hiç materyal toplanmadı, bir araya getirilmedi, aksine materyal ortadan kaldırıldı. Orada hiç bir şey yok fakat yine de bu bir heykel”. (Kastner, 1998:54)

Bu heykel katı bir madde ile yapılmamış aksine boşluk ile yaratılmıştır. Açık olan şu ki Heizer’in ilgisi bedenlerimizin doğa ile ilgili doğrudan fiziksel deneyimleridir: “Çalışmanın boşluğu, doğal dünyanın devasa ölçeğiyle boy ölçüşmektedir. İzleyici bir bina imiş gibi bu heykelin içinde yürüyebilir, böylece heykel ve mimarlık arasında bir bağlantı da kurulmuş olur.” (Kastner, 1998:54)


(Nine Nevada Depression- Dokuz Nevada Çöküntüsü, No.8)

Diğer başlıca çalışmaları arasında North, East, South, West (Güney, Doğu, Kuzey, Batı) (1967), Nine Nevada Depression (Dokuz Nevada Çöküntüsü) (1968), Adjacent, Against, Upon (Bitişik, Karşı, Üzerinde)(1976) ve 45º, 90º/ Geometric Extraction (45º, 90º/Geometrik Çıkarma) (1984) sayılabilir.


HEIZER VE LAND ART

1960’lı ve 70’lı yıllarda sanat, Heizer ve arkadaşları tarafından galerilerin dışına taşınmaya çalışıldı. Land art da bu çabaların sonucunda ortaya çıkan bir akım oldu. Öncüleri arasında Heizer ile birlikte Robert Smithson, Robert Morris, Joseph Beuys, Dennis Oppenheim ve Walter De Maria bulunmaktaydı.


(Spril Jetty- Sipral Dalgakıran)


Müzelerde ve sergi salonlarında land art çalışmaları yer alsa bile, bu sanatı ilerleten çalışmalar asıl açık alanlarda, doğada yapıldı. Dönemin gençlik hareketlerinden, ekolojik ve feminist eleştirilerinden etkilenen ve minimalizmden beslenen bu sanat biçimi bir tür karşı kültürel proje olarak değerlendirilebilir. (Kastner, 1998: 3-8) Öye yandan Heizer müzelerin ve kolleksiyonların tıka basa dolduğunu, açık alanların onları beklediğini söyler. Galerileri terk etmek anti otoriter bir eğilimi gösterir, gelenekten kopuş ve egemen modernist ideolojinin reddi anlamına gelir. Bununla birlikte bu sanatçıların pek çoğu, bazı patronların desteğiyle galerilerin ve müzelerin sergilediği işler de yapmışlardır. Ayrıca bazı çalışmalar çok fazla bütçeye ihtiyaç duyduğundan sponsorluğu gerekli kılmıştır. Bu durum land art’ın söylemiyle çelişkili bir durum yaratmaktadır.


(Ant Farm Grubu, Cadillac Ranch- Cadillac Çiftliği, Amerika,1974)

Üç boyutlu oluşturulmaları anlamında heykelimsi, kimi zaman performansa dayalı ve geçici olma özelliği taşıyan land art çalışmalarında materyal olarak genellikle kayalar, taşlar, kum, ağaç dalları, sopalar ve toprak kullanıyordu. Bu çalışmalar çoğunlukla açık alanlarda yapılıyordu ve orada bırakılıyordu , böylece doğa koşullarının yıkıcı etkilerine maruz kalıyordu .

Heizer ve diğerlerinin açık alanlarda yaptıkları işler, 60’ların ve 70’lerin sanat politiğine, yeni eco-ruhuna (eco-sprit), ve daha da önemlisi sanat nesnelerini ticari bir mal olarak gören anlayışa karşı koymayı da yansıtmaktadır. Bu çalışmalar arasında şunlar sayılabilir: Robert Simitson, Spril Jetty (“Spiral Dalgakıran”, Büyük Tuz Gölü, Amerika, 1970), Walter De Maria, The Lightning Field (“Aydınlık Alan”, New Mexico, Amerika, 1977), Micheal Heizer, Nine Nevada Depression (“Dokuz Nevada Çöküntüsü”, Nevada Çölü, Amerika, 1969-70), Richard Long, A line in Himalayas (“Himalaya’da bir Çizgi”, Himalaya, 1975), Joseph Beuys, 7000 Oks (“7000 Meşe”, Almanya,1982) ve Christo ve Jeanne-Claude, The Umbrellas (“Şemsiyeler”, Japonya, 1984-91).

(The Lightning Field- Aydınlık Alan ve The Umbrellas-Şemsiyeler)

Çevresel sanat olarak da adlandırılan land art içinde faklı yaklaşımlar ve uygulamalar göze çarpmaktadır. Devasa büyüklükteki kimi çalışmalarda, bir heykel formu yaratmak için taş, toprak, kaya gibi tamamen doğal malzemeler kullanılmış, açık alanın kendisi değiştirildi ve oraya müdahale edilmiştir. Bazı projelerde asfalt, zamk ve Cadillack arabası gibi doğal olmayan malzemeler, üretilmiş maddeler, yapılar ya da makinalar ve teknolojiler kullanıldı. Daha çok Amerika’da üretilen işlerin büyüklüğüne ve anıtsallığına karşı çıkan bazı sanatçılar doğayla ilişki kuran bir kişi olarak kendi bedeninde yoğunlaşan işler üretti. Bir tür uygulamalı araştırmalar olarak heykelden performansa kadar geniş bir yelpazede yer alan kimi çalışmalar, doğal çevreyle kurulan insani ilişkilerin sadece algıya ve zevke dayanmadığını; sömürüye, israf etmeye, bozmaya da dayandığını göstermeye çalıştı. Son olarak bazı sanatçılar ise doğayı ve açık alanları fiziksel bir olgu olarak ele almayıp bir metafor ya da gösteren olarak kullandı.


(7000 Oks- 7000 Meşe)


(Peter Fend, Ocean Earth: Europa, 1991)

KOMPLEKS KENT

Bu anlamda Heizer’in Kompleks Kent’i ikinci gruptaki yaklaşım içinde yer almaktadır. Lucas’a göre bu sanatçılar “doğal olmayan insan yapımı materyaller kullanarak çevre ile insan aktivitelerini kesiştirmekte ve çevrenin kendi büyük ölçeğine uymak için bu çalışmalar da büyümektedir. Bu sanatçılar, ihlal edici /bozucu nitelikteki aktiviteleri ön plana çıkardılar, doğa nedir sorusunun yanıtını sorguladılar. Paradoksal olarak, endüstrileşme ve kentsel gelişme adına yürütülen karasal sömürünün sorgulanmasına da katıldılar.” (Kastner, 1998: 72)

Kompleks Kent Heizer’in diğer pek çok çalışması gibi heykel’i de sorgulayıp tartışan bir çalışmadır. Sanatçı kendi çalışması için şunları söylüyor: "bir huşu (awe) atmosferi yaratmaya girişen bir heykel inşa etmek ilginç oldu. Küçük ölçekli işlerin de bunu gerçekleştirdiği söylenir ama benim deneyimim bundan farklı. Çok büyük, mimari olarak ölçüp biçilmiş heykeller hem nesneyi hem de atmosferi yaratır. Saygıyla karışık korku halindeki bir zihinsel durum dinsel deneyime eştir, bence insanlar teslimiyet duygusu içine girdiklerinde bir şeyler aşkınlaşır. 60'larda ve 70'lerde bir çok sanatçı tarafından üretilen büyük heykeller, toplumların önemli ve olağanüstü büyük sanat çalışmalarının yapımını üstlendikleri dönemleri hatırlatmaktadır." (Brown, 1984: 33 )



(Comlex City)

Öte yandan Kompleks Kent, doğrudan performansa dayanan bir land art çalışması olmasa da, 32 yıldır yapıla gelmesi aslında onu bir tür performansa dönüştürmüş durumda. Yapımına başlandığı yıllardaki ekolojik kaygılar, çevre kirliliği, modernist seçkinci sanatın eleştirisi gibi sorunsallar o günden bu güne hala canlı olduğundan, Kompleks Kent tüm bu sorunsalların devamına gönderme yapan, onlarla paralel devam eden bir tür karşı duruş ve kesintisiz eleştiri gibi değerlendirilebilir. Kompleks Kent hem boyut olarak hem de kullanılan malzeme ve yapıldığı mekan açısından alışılageldik bir çalışma değildir. Daha da önemlisi kolayca müzelenemez, alınıp satılamaz yani metalaştırılamaz.


(Comlex City)

Heizer, Kompleks Kent’in yakınında; köpeklerin, kedilerin, atların ve sığırların yanı sıra greyderler, yük kamyonları, traktörler, römorklar ve gübreleme araçlarının bulunduğu bir hayvan çiftliğinde karavanda yaşamakta ve Dia&Lannan adlı bir sanat kuruluşunun mali desteğiyle bu sıra dışı heykel kentin yapımına devam etmektedir.




KAYNAKÇA

Michael Heizer, in an interview with Julia Brown, in Brown, ed., Michael Heizer: Sculpture in Reverse (Los Angeles: Museum of Contemporary Art, 1984), p. 33.

Land and environmental art, edited by Jeffrey Kastner ; survey by Brian Wallis, London : Phaidon Press, 1998.

Michael Govan, “Michael Heizer”: http://www.diacenter.org/exhibs_b/heizer/essay.html

Michael Kimmelman, “Michael Heizer: A Sculptor's Colossus of the Desert”, The New York Times, 12 Aralık 1999.