SAYI 179 / TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2008

 

GÜN OLUR ALIR BAŞIMI GİDERİM!


Mustafa Cebe
[email protected]





düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu / ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlardın, / ne Kikloplara, ne azgın Poseidon'a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça, / kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

Adalar. Gönüllü ve zorunlu sürgünlerin yeri adalar. Bir adada servilerin gövdesine yaslanıp yerle gök arasında asılı kalmak. Uzanıp gölgesine bin yıllık uykulara dalmak. Uyandığınızda, yazarın dediği gibi, "Servilerin dallarından gelen esintiler büyük bir silgi gibi her şeyi siliyor zihnimden," diyebilmek.

Benim de sık sık başımı alıp bir adaya gitmişliğim vardır. Fiziki olarak bu, her zaman mümkün olmasa da "O ada senin, bu ada benim," deyip adalara düşsel olarak sığınırım çoğunlukla. Yolculuğu seven, yollara düşmeyi sevenlerin ortak düşüdür sanırım, bu ada sevdası. "Kuşlar seslerini bulmak için / Bahçelere koşuyorlar" der Anday bir şiirinde. Öyle bir şey galiba...

Bora Ercan da "Odysseus Adaları: Bir Akdeniz Yolculuğu" adlı gezi kitabında Ege adalarına yaptığı yolculuğu anlatıyor. Ercan, bu adalara fiziki yolculuğundan önce yıllarca bir imge olarak zaten sığınmış, gezmiş. Bir de Ercan gibi çocukluğunuz Ege'de geçmişse, adaları düşlememek olanaksız.

Yolculuklara çıkıp da aşklara bulanmamak mümkün mü! Ercan da aşka bulanmasını, "Yaşamın ve insanın anlamsızlığında, küçük bir anlam arayışının yanlış yollarından biridir aşk." diyerek anlatır.

Ercan, Ege'de onlarca irili ufaklı adalarda gezerken her uğradığı adada siz de konaklıyorsunuz onunla birlikte. Düş yolculuğuna çıkıyorsunuz. Her ada yolculuğunu bir öykü tadında okuyorsunuz. Yine her ada yolculuğunda oranın tarihine de yolculuk ediyorsunuz. Mitolojiye, söylencelere uzanıyorsunuz.

Ercan, anlatıyı kimi yerlerde bir dizeyle pekiştirirken kimi yerlerde bir romana konuk oluyorsunuz. Oradan bir ressamın tualine, bir filmin karesine... Bir bilge konuşuyor ve siz sahilde dalgaların ve rüzgarın sesleri arasına o bilgeyi dinliyorsunuz. Hem de aforizmalar tadında. Ama o bilgileri aktarırken size bilgiçlik taslayan bir edayla yapmıyor. Anlatının ruhuna uygun yerdirmelerle zenginleştiriyor. Evet, bir bakıyorsunuz Sait Faik'in bir öyküsünden bir cümle, bir paragraf anlatıya zenginlik katmış, bir bakıyorsunuz Gabriel Salvatores'in filmindeki bir kare. Fikret Kızılok'un şarkılarıyla hüzünlenip Rebetica'yla coşuyorsunuz. Cezanne'nin tablosuyla Patras'ta denize açılıyorsunuz. Ya da Bahaeddin Bediz'in fotoğrafçılığıyla tanışıyorsunuz. Oktay Rifat'dan Pir Dede'ye, Elitis'den Kavafis'e şiir yolculuğuna çıkıyorsunuz. Bir adadan diğer bir adaya yolculuk yaparken adeta metinlerarasındalığa da yolculuk yapıyorsunuz. İtiraf etmeliyim ki, bu kadar bilginin bir arada anlatıya eşlik ettiği nadir kitaplardan biriydi "Odysseus Adaları". Yazarın hafızasına imrenmedim desem yalan olur. Yazar oldukça iyi hazırlanarak, yıllarca biriktirdikleriyle yola koyulmuş. Ama masa başı çalışma kuruluğu yok.

Tüm bu söylediklerimi örnek alıntılarla sunmak isterdim, ama bu kez neredeyse kitabın yarısını yazıya taşımam gerekecekti.

Korfu'nun Kouramades köyündeki bir berber dükkanını anlattığı bölümü okuduğumda, doğrusu bir berber dükkanını bu kadar uzun anlatmasını yadırgadım. Ama kitabı bitirip de arka bölümde yer alan fotoğraflara baktığımda, berberi ve dükkanını betimlerken az bile anlattığını düşündüm.

Yazar adalara yolculukla sınırlamıyor anlatısını; aynı zamanda dile yolculuk yapıyor, felsefeye ve kendine: varoluşa...
Kitabın diline dair bir şey söylemektense, hem yazarın dile bakışını anlatan hem de dili kullanmasına örnek teşkil etmesi adına okurun sayfa 69-70'i okumasını tavsiye etmekle yetineceğim. Ya da sözcüklerle oynadığı sayfa 151'i.

"Otobüsün arkasında oturuyorum. Ömrüm boyunca hep son dakika bilet aldığım için son koltuklara alışkınım," diyor yazar. Adalara yolculuk yapamasanız da, elinizde "Odysseus Adaları Bir Akdeniz Yolculuğu"yla bir geminin, uçağın, trenin ya da otobüsün son koltuğuna kurulup, düş yolculuğuna çıkma olanığınız var en azından.

Kitabı bitirirken, hani Anday 'Bir misafirliğe gitsem/ Bana temiz bir yatak yapsalar/ Her şeyi adımı bile unutup/ Uyusam!' der ya, ben de elimde bu kitapla adalara yolculuk yapsam ve her uğradığım adada kaldığım süre içinde o adaya dair bölümü okusam diye iç geçirdim durmadan...

Bora Ercan, Odysseus Adaları Bir Akdeniz Yolculuğu, Paloma Yayınevi

 


 

 

 


>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz