SAYI 179 / TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2008

 

"KÖK SALMAK" YA DA "SALMAMAK"...




Karakök Otonomu
[email protected]





Geçen yıl (2007) Mayıs ayında, İzinsiz Gösteri'nin 139. asal sayısında Karakök Otonomu'nun kuruluş prensiplerine ve topluma, siyasete ve kültüre genel bakışına dair metni yayınlanmıştı. O günden bugüne bir yıldan biraz fazla bir süre geçti ve bu kısa süre içinde Karakökçü çalışmalar çok yol kat etti. Otonom, bir gruptan, içiçe geçmiş, sarmallanmış birçok otonoma dönüştü. Deleuze'ün bir kavramıyla karşılaştırılacak olursa, Karakök tam da "köksap" (rhizomatic) niteliği gösteren; ağaç gibi tek merkezli-tek köklü olmayan; anti-hiyerarşik ve anti-otoriter bir tarzda toplumu oluşturan gözeneklere doğru yayılan bir yapı, ya da "karşı yapı" olarak ortaya çıktı. Bugün İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde; Anadolu'nun farklı yörelerinde ve Avrupa'da Türkçe konuşan azınlıkların arasında Karakökçülerin çalışmaları sürüyor.

Son bir yıl içinde Karakök Otonomu, toplumun vijdanının titremesi gereken birkaç olayda ciddi kampanyalar organize etti ya da organizasyonunda etkin olarak yer aldı. Bunlardan biri Afrikalı göçmen Festus Okey'in öldürülmesi ardından sürdürülen "Irkçılık Karşıtı" kampanyaydı. Yerel düzeydeki bu çalışmaların yanında Otonom, uluslararası düzeyde de anarşist, liberter, savaş karşıtı, anti-otoriter grup ve networklerle beraber iş yaptı. Mesela Seattle'daki ilk küreselleşme-karşıtı dalganın "hazırlayıcısı" olan PGA (People's Global Action) aktivistleri Karakök Otonomu'nun konuğu olarak Türkiye'ye geldiler. Ayrıca Mikhail Bakunin ve arkadaşlarının 1872'de İsviçre'de kurdukları, 1968'de yeniden yapılanan ve bu yıl İtalya'nın Carrara kentinde 40. yılını kutlayan Anarşist Federasyonlar Enternasyonal'ine (IAF-International of Anarchist Federations) Karakök Otonomu'ndan delegeler katıldı. Enternasyonal'in tarihinde ilk kez Türkiye'den delegeler, buradaki anarşist hareketin sorunları Enternasyonal Kongresi'ne aktardılar.

Peki Karakök'ün kısa süre içinde, tüm imkânsızlıklara ve zorluklara rağmen hızla yayılmasının ardındaki "sır" nedir?

Karakök Otonomu'nun birçok farklı çalışma yöntemini (otonomlar, federatif çalışmalar, networkler) bir arada kullanması ve birçok mücadele alanında (emek mücadeleleri, semtler, savaş karşıtı çalışmalar, gençlik, kadın ve eşcinsel hareketleri) yer alması bu hızlı ve yoğun gelişmenin belki de en önemli nedeni. Bu açıdan, diğer anarşist gruplarla (kendini anarşist komünist, yeşil anarşist, ilkelci, anarka-feminist vb. diyerek sabitleyenler ya da medyatik eylemlerle gündemde kalmaya çalışanlar) kıyaslandığında Karakök'ün tam da rizomatik bir yerden, "omurgasız" ve "beyinsiz" olduğu söylenebilir. Normal bir siyasi jargonda hakaret olabilecek bu iki kelime, Otonom'un durduğu, ya da daha doğrusu hareket ettiği düzlemde gayet kabul edilebilir bir söylemdir. Karakök Otonomu'nun, geleneksel burjuva veya işçi sınıfı örgütlenmelerinde olduğu gibi, sabit, katı bir yapısı, omurgası yoktur. Ama buna rağmen hala bir bütündür. Beraber, ortak ve kollektif iradeyle hareket eden anarşist bireylerden oluşur. Yine bir metafor kullanılacak olursa, köklerini tarihten alan dev bir ağaç değil; gücünü köksüzlüğünden alan, okyanusun sonsuzluğuna açılan deniz yosunları gibi...

Türkiye'nin siyasal literatürünün ezberini bozan bu yeni Otonom(lar) hareketinin bir "beyin"inin olmaması da alışıldık yapılara uymaz. Hareket, kendi dinamiği içinde, kendi mantığını açığa vurur. Sabit bir merkezden edilgen "kitle"ye doğru üretilen ve yöneltilen bir politika yoktur. Otonom'u oluşturan bireylerin ve daha küçük grupların ortak noktası, deklerasyon metninde açıklanan temel anarşist fikirleri benimsemeleri ve bu fikirleri somut eylemlere doğru dönüştürme çabalarıdır. Herhangi bir "beyin takımı" onların nerede ne yapacağına karar vermez. Bu yüzden umulmadık alanlarda, hızlı ve etkili gelişmelere imza atarlar.

Son bir yılın (ve hatta deklerasyondan öncesinin) çalışmalarında Karakök bir grupsal propaganda, ya da daha kötü örneklerinde "reklam" eğilimlerine yönelmemiştir. Birçok katıldığı kitle gösterisinin altında Otonom'un imzası yoktur. Taksim'de geçen sene alana Karakökçüler Kara Bayrak'larla çıkmışken, ve o bayraklar Medya'da "geçmişin yasını Kara Bayraklarla tutan gençler" diye yorumlanmışken, hiçbir Karakökçü çıkıp da "bir dakika orada biz vardık ve onlar anarşizmin sembolü olan bayraklardı" deme ihtiyacını duymadı. Çünkü biz medya ve televizyon denilen o "aptal kutusu" içinde görünmeye hiç ama hiç değer vermiyoruz! Aslolan, hayatın içinde kapitalizme, iktidara ve otoritenin tüm renklerine nasıl karşı koyabildiğimiz ve ne tür alternatifler yarattığımızdır. Eğer siz bunu başaramazsanız istediğiniz kadar medyatik şovlar yapın, insanlar İnternetten videolarınızı izlesinler, "vay be" desinler, neye yarar? Sonrası... Eleştiri dönüştürmek için vardır ve muhalefetin kendisinin de bir "gösterileşme" riski bulunmaktadır. Kapitalizm ve "gösteri kültürü"nün içiçeliği ise açıktır. Karakök Otonomu içindeki anarşistler gösteriden uzak durmaya kararlıdır.

P. Kropotkin'in söylediği gibi, anarşist düşünce çağın modern "entellektüel hareketleri"yle de birebir ilişkilidir. Bu güncel entellektüel hareketlerle ilişki kurmak bizi "kirletmez". Devletsiz, sınıfsız, ayrımsız ve sınırsız bir dünya özlemimizi sürdürürken; daha özgür bir dünyaya doğru önümüzü açacak her metni okuyabilir, tartışabilir, kendi "öz"ümüzü korurken farklı entellektüel mecralardan da beslenebiliriz. Otonom'un bu "kompleksiz"liğinin de gelişimini sağlayan, özgürlükçü bir tarzda, hareketin içine "kök" salmasını kolaylaştıran faktörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Önümüzdeki yıllarda, yine Karakök pankartları alanlarda görülmeyecek belki... Yine Otonom'u oluşturan aktivistler medyada, gazetelerde, vs. boy verip konuşmayacak. Ama hareketin olduğu her yerde Karakök var olacak. Ve Karakökçüler Buenaventura Durruti'nin şu sözünü tekrar edecekler: "Yüreğimizde yeni bir dünya taşıyoruz. Şu anda, şimdi bu dünya büyümekte!"

 Bkz.  HYPERLINK: http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi139/anarchistway_139.html
 
Deleuze-Guattari, Kapitalizm ve Şizofreni, Çev. Ali Akay, Bağlam Yay.
 Avrupa'daki çalışmalara bir örnek olarak İsviçredeki yaz kampı verilebilir. Bkz.  HYPERLINK: http://istanbul.indymedia.org/news/2008/08/244619.php

 Kardeşime Dokunma! Kampanyası hakkında bilgi için Bkz.  HYPERLINK: http://www.anarkismo.net/article/6446

ve HYPERLINK: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=233775&tarih=24/09/2007

PGA'in politik çizgisine dair web-sitesine bakılabilir:  HYPERLINK: http://www.agp.org

Anarşist Federasyonlar Enternasyonal'inin resmi web-sitesi:  HYPERLINK: http://www.iaf-ifa.org

Guy Debord, Gösteri Toplumu, Çev. A. Ekmekçi-O.Taşkent, Ayrıntı Yay
 
P. Kropotkin, Anarşizm, Çev. Rahmi G. Öğdül, Karaşın, fotokopi-betik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz