"dağ doğuruyormuş bağıra çağıra,
neler neler bekleniyormuş yeryüzünde.
dağ fare doğurmuş doğura doğura..."
Phaedrus, Masallar, Doğuran Dağ
Kumandanın Sürprizi...
Bir varmış bir yokmuş develer deve, pireler pireyken şu bizim Dalgalonya'da en sevilen şey sürprizlermiş... Gün geçmiyormuş bir kamu yöneticisi, bir kumandan, bir medya patronu, bir holding yönetim kurulu azası, bir pop star sürpriz yapmasın, sürpriz yapacağını açıklamasın...
Tabii bu sürprizler, yapanın kurumsal kimliğinin olması gereken ciddiyetine, kasasındaki hazinelerin miktarına ve elbette espri yeteneği ve kapasitesine bağlı olarak çok değişik biçimlerde olabiliyormuş. Dalgalonya halkının günlerini bu sürprizler aydınlatır olmuş...
Yine bir Dalgalonya gününde, seher vakti, "yağız" bir kumandan, "çapkın bir bakışla" ekranlarda belirmiş. Bu belirlemenin kendisi bile Dalgalonya'da zaman içinde bir efsaneye dönüşmüş. Çünkü önce kararan televizyon ekranında, bir beyazlığın ardından patlayan flaşlar eşliğinde belirmiş kumandan; gözlerinde müstehzi bir gülüşün ışıltısı, dudakları karizmatik bir şekilde kıvrık ve bedenini bir omzunun üzerine yükleyerek ve sakince "bir sürprizim var, bekleyin" demiş ve ekranda bir anda kaybolmuş...
Televizyonunun büyülü ekranında farklı biçimlerde uykuya dalmış olan Dalgalonya halkı önce kesilen yayını anlamamış ama olayın hemen akabinde bir refleksle ve hararetle bu sürprizi tartışmaya başlamış. Sokak aralarında çelik çomak, evcilik, sek sek oynayan bebelerin oyunlarına, balkonlarda çamaşır asarken konuşan kadınların dedikodularına, sabahlara kadar süre açıkoturumların gündemine, sanal alemin tartışma gruplarına, günlüklerine bu sürpriz oturmuş ve fakat bu tartışmaların en hararetlisi ve rating'i yüksek olanı ekranların "hit" yarışma programı KimEn İyi Masalı Anlatır'da olmuş. Bu yarışma programı son yılların en izlenir yarışma programı ödüllerini toplamış olmasının yanı sıra, küreselküre fikri mülkiyet hakları örgütünce hakları korunan ilk Dalgalonya yarışma programı olma özelliğini de taşıyormuş; karanlık bir masalda yaşayan, masalsever, masaldayaşar Dalgalonya halkından başka kimin olabilirmiş ki böylesi bir yarışma...
Program şu pek çoğunuzun bildiği oyun üzerine kuruluymuş. Bir grupla oynanan ve her bir grup üyesinin sırasıyla bir diğerinin masalından yola çıkarak ve devam ederek anlattığı masallar dizisi. KimEn İyi Masalı Anlatır'a itinayla seçilmiş beş yarışmacı katılır, kurra ile yarışmacıların masal anlatma sırası belirlenir ve tüm yarışmacılar üç turda masallarını anlatırlarmış. İlk turun sonunda iki yarışmacı elenir son iki turu üç yarışmacı tamamlarmış. Dalgalonya halkının perşembe akşamlarını kilitleyen bu yarışma programının yayınlandığı saatlerde, ülkenin diğer ulusal kanalları kendi yayınlarını keserek, Dalgalonya'nın devlet televizyonu olan ve bu yarışma programının yayınlandığı Dalgalan TV'ye bağlanırlarmış. Stüdyodaki konukların yanı sıra tüm Dalgalonya halkı sms'ler ve elektronik mesajlarla yayına katılarak en iyi masal anlatıcıyı seçermiş. Her hafta seçilen masal anlatıcıya da elbette bir devlet töreniyle üstün hizmet madalyası verilir; ilk üçe giren masal anlatıcılar ülkenin seçkinleri olarak kabul edilerek dalgalonya'nın resmi tarihine olan doğrudan katkılarından dolayı Dalgalonya'yı Dalgalonya yapan üst sınıfa dahil edilirlermiş.
Programın sunucusu ise "dar alanda kısa paslaşmaları" iyi takip edebilecek, yetkin, donanımlı ve tabii ki karizmatik emekli bir futbol hakemiymiş. Programın hem sunucusu hem de yapımcısı olan bu hakem, kumandanın sürpriz haberini duyar duymaz üstün bir gayret ve devletle derin ilişkileri sayesinde iki gün sonra olacak yarışmanın konusunu ve dolayısıyla masalın adını hemen belirlemiş: kumandanın sürprizi...
O gece yarışmaya kabul edilen yarışmacıların, ikisi kadın, üçü erkekmiş... Kadınların masal anlatmadaki üstün yeteneği her ne kadar genel olarak kabul görsede, yarışma programının şampiyonları neredeyse her zaman erkekler olurmuş. O gece de finale kalan üç yarışmacıdan ikisi erkek biri kadın olmuş. ilk iki turun sonucunda ortaya çıkan masalın özeti şöyleymiş:
...günlerden bir gün üç kafadar bir tepenin başında belirmiş. elleri, kolları, sırtları yük içindeki bu üç genç adam, üç erkek kardeşmiş aslında...
kumandan olan babalarının ölümünden sonra, açtıkları sandıktan çıkan mektup nedeniyle düşmüşler yola... onlar çil çil altın çıkacağını umarken sandıktan, her birinin payına bir taş düşmüş ve demiş ki kumandan hepsine ortak yazdığı mektubunda:
"büyük oğlum gri olan taş senin, ortanca oğlum siyah olansa senin, küçüğüm sana kalansa beyaz... çıkın dalgalonya'nın en yüce dağına; en büyük olanınız atsın taşları aşağıya... her birinizin gideceği yönü gösterecek kendi taşınız... gideceğiniz yol, sürprize çıkan kaderiniz, kaderiniz olan sürpriz olacak... ama bir yol var ki bu hem birinizin hem hepinizin kaderini belirleyecek. işte benim benim asıl sürprizim ve kaderleriniz birleştiği nokta oradadır... ama bilin ki, bu sürpriz her birinizin yolunda olabilir, tek bir yeri, tek bir yurdu yoktur onu. cevval olan, akıllı olan onu ilk bulandır ve kendi kaderiyle birlikte diğerlerinin kaderini belirleyen..."
her biri kendi kaderini ve belki de diğerlerinin ve hatta tüm dalgalonya'nın kaderini belirleyecek taşlar ceplerinde, yol için yanlarına aldıkları erzak sırtlarında düşmüşler yola... dalgalonya'nın en yüce dağına vardıklarında taşlar toplanmış büyük oğlanda...
bu arada dalgalonya halkı şaşkın bir şekilde kaderinin bağlandığı üç taşı, üç yolu düşünür olmuş hep... bel bağladıkları kumandanın, oğullarına yazdığı mektubun sonunda "söylersem sürpriz olmaz" sözü bilinçaltlarında, bu nasıl bir ciddiyetsizliktir şeklinde bir kırgınlık yaratsa da 'dalgalonya burası, her yol mübah...' demişler ve kaderlerine razı olup alışkın oldukları şekilde beklemeye başlamışlar...
bazıları, bir dalgalonya klasiği olarak neyi beklediğini unutmuş olsa da, halkın büyük kısmı sürükleyici bir dizinin tadındaki bu bekleyişin keyfini yaşamaya başlamış..
Programın son turu başlamadan önce saat gece yarısına yaklaşıp, en az yarım saat süren reklam kuşağının ardından tüm dalgalonya ekranlara kilitlenmiş bir şekilde beklemeye başlamışken, Dalgalan TV'nin her zaman siyah beyaz olan ekranında bir mesaj belirmiş:
Dalgalan TV sunar; bu müstesna güne özel, özlediğiniz dansöz gösterisi...
Kırmızı pullar içinde ve fakat kırmızının tonlarında "monochorome" bir gösteri ile ünlü dansöz oynak memleket havalarından oluşan bir potbori eşliğinde gösterisini tamamlamış ve bunu izleyen ilk dakika içinde yarışmanın aslında son derece kısa olan son turu başlamış.
Anlatıcıların her birinin en fazla iki dakikasının olduğu bu son bölümde ilk masal anlatıcı finale kalan iki erkekten biriymiş ama o "leydiis först" diyerek sözü kadın masal anlatıcıya bırakmış. Sayısız defalar aynı oyuna gelen diğer hemcinsleri gibi bu kadın yarışmacı da düştüğü tuzağın farkına geç bir şekilde vararak masalını anlatmaya başlamış...
İlk başlayanın son vuruşu yapmasına neredeyse hiç olanak yokmuş da, ikinci anlatıcının anlatacağı masal kimi zaman yarattığı etki ve parlayan hayal gücü ile son anlatıcının tüm anlatabileceklerinin üzerine çıkıyormuş. Nefesler tutulmuş ve masal anlatıcılar dinlenmeye başlanmış:
dalgalonya'nın en yüce dağının başında üç oğlan kaderlerini belirleyecek taşları izlemek için yerlerini almışlar... taşları atmakla görevlendirilen büyük oğlan, aynı zamanda bir kumarbaz olduğundan elinde tuttuğu üç zarmışçasına sallayarak taşları fırlatmış aşağıya...
taşlar adeta kendi yönlerini bilir gibi ilerlemeye başlamışken havada yüce dağın eteklerinde üç yol belirmiş ve taşların her biri bir yolun önünde düşmüş...
küçük oğlan abileriyle vedalaşarak, ilerlemeye başlamış orta yoldan içinde bir heyecan ve biraz da korkuyla... ilerledikçe korkusu artmış; çünkü yolu gittikçe daralmaya, karanlık artmaya ve sivri taş ve dikenlerle dolmaya başlamış... daralan yol sonunda bir aydınlığa çıkmış çıkmasına ama bu bir dalgan(1) tarlasıymış... ilerlerken tarlanın içinden, dalganların dalamasıyla bütün bedenini almış bir kaşıntı küçük oğlanın,
"çocukken dinlediğim masallarda" demiş kendi kendine, "hep küçük oğlan olurdu kazanan, yüce tanrım benim kaderimde kazanmak yok mu yoksa" diye devam etmiş ardından.
"umudumu yitirmemeliyim hiç bir zaman, üç kardeşin en akıllısı değil miydim ben her zaman..."
tam bunları söylemişken karşısına güzeller güzeli bir nymphe çıkmış, "yolunda değil senin sürprizin, aklında haberin olsun" demiş..." yol yakınken geri dön, dön de kurtar ülkeyi büyük kardeşinle babandan. bilmez misin kumandan olan babanı, oyundur sevdiği en kanlısından. bu kutsal dalgan tarlasının ardında bıraktığın ülken yüreği yaralı ve öksüz kalmış seni bekler... geri dön, geri dön küçük oğlan..."
bu arada ortanca oğlan ilerlemiş soldan, biraz ürkek ve çekingen. güvenmezmiş kumandan babasına hiç bir zaman. küçük kardeşi küçük olduğundan, büyük kardeşi büyük olduğundan değerli olmuş her zaman. birini ilk göz ağrım, diğerini tekne kazıntım diye severken, bunu da iterkakarmış her zaman... yolu dümdüz ilerlerken bir kumsala çıkmış aniden. dalga dalga denizin sahili döğüp durduğu bir kumsala... ortanca oğlan "kaderimin oyununa bak" demiş yüreği sızlayarak... "sudan korktum ben her zaman, bir kaşık suda boğulmak korkusu sararken içimi, bu dalgalı denizde nasıl ararım ülkemin kaderini..." suların içinden güzeller güzeli bir deniz kızı belirmiş bu sözlerin ardından, "dalgaların içinde değil senin sürprizin, aklında haberin olsun" demiş..." yol yakınken geri dön, dön de kurtar ülkeyi büyük kardeşinle babandan. bilmez misin kumandan olan babanı, oyundur sevdiği en kanlısından. bu kutsal dalgalı denizlerin ardında bıraktığın ülken yüreği yaralı ve öksüz kalmış seni bekler... geri dön, geri dön ortanca oğlan..."
küçük ve ortanca oğlan, kaderlerini belirleyecek sürpriz uğruna düşmüşken yola, büyük oğlan kalmış meğerse geride... hemen dönmüş öldüğü sanılan kumandan babasının yanına.. . "seversin bilirim oyunların en kanlısını, ama bilirsin ben de severi..., bir yanım da kumarbaz olduğundan, ama kumarıma da hile kattığımdan,, kazanan ben olurum her zaman...
küçük kardeşim dalganların daladığı örselenmiş; ortanca kardeşimse suda şişmiş bedenleriyle geride kaldı; oyun bitti dalgalonya bana kaldı... artık benim olan dalgalonya rengini kızıl kandan alacak... dalgalonya'nın bilinen tüm masalları silinip, yeniden yazılacak ve artık bu masallar bilinen üç kardeş üzerine değil, tek bir oğul üzerine olacak...
diye masal bittiğinde Dalgalonya halkı bir kez daha mutlu sondan mes'ud olmuş bir halde ekranların karşısına yayılmış. Zaten her anı karanlık olan Dalgalonya'nın o gecesi, daha bir karanlıkmış sanki; hani şu ayın ve yıldızların bile olmadığı, zifiri karanlık denen türden bir geceymiş. Her sürpriz haberinde hayatlarında bir şeylerin değişebileceğinin hayaliyle heyecanlanan bu halk aslında bu değişmezliğin güvenine alışmış ve onu bırakmaktan korkar olmuş çok zamandır.
Televizyon ekranlarında, dalgalanan al bayrağa gururla bakarak; çubuklu pijemaları, gecelikleri, baby doll'ları üzerlerinde olduğu halde hazırola geçmiş bir vaziyette kutsal marşlarını söylemiş dalgalonya halkı o gece de... İçlerine yayılan tekinsiz güven ve huzurla, kısa bir süre sonra parçası haline gelecekleri karanlık yataklarına bedenlerini bıraktıklarında tüm Dalgalonyalılar hayatlarında aslında sürpriz diye bir şey olamayacağını biliyorlarmış...
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz