SAYI 157 / KASIM-ARALIK 2007

 



BAUDRILLARD IN THE DESERT
G
erry Coulter
The desert is the scene of the world's ultimate reversibility - the return to dust. To mourn is also to celebrate the desert of death. Baudrillard believed that reversibility is our only source of enjoyment and so death too (as the reversal of life) must be enjoyed. This thought lies at the core of what we may call Baudrillard's "desert philosophy" - a radical surpassing of what is normally meant by "desert" in Western thought. Bourseiller's photographs and Baudrillard's concepts combine to reveal the poetic splendor of the desert. This is an enigmatic poetry no matter what our perspective as this satellite photograph shows... >>>

UZAY İSTİLACILARI
Marcus Graf
Bu makale, görsel sanatlarda sanatçıyı özgürleştirmek, sanatı yaşam ve toplumla bütünleştirmek amacıyla mekanı yok etmeyi, yapısını çözümlemeyi ve daha sonra yeniden oluşturmayı hedefleyen sanat akımlarını incelemektedir. Özellikle sergileme alanlarına yönelik eleştirilerin üzerinde durulacaktır. Metinde, sanatçının Rönesans dönemindeki "kulluk" konumundan kurtulması ile birlikte, 18. yy'da yalnızca sanata tahsis edilmiş bir mekanın ortaya çıkması incelenecektir. Ayrıca, 1920'lerden itibaren sergileme mekanının sanatın parametreleri arasına girmesi ve bunun sonucunda 1970'lerde kurumsal eleştirinin ve  dekonstrüksiyonun ortaya çıkışı da ele alınacaktır. Sonuçta, sanat mekanının ve galeri kavramının günümüzdeki alternatif arayışları içindeki belirsizleşme eğilimi incelenecektir. >>>

ŞİDDETTEN "ARINMIŞLIK" ve ANTREMANLARI
Can Başkent

Şiddet her yerde, her yerimizde; herkeste ve her birimizde. İster onun doğal olduğunu söyleyin, ister otoriter eğilimlerin görüngüsü olduğunu; bu yazı, her tür olası sıkıntılarına rağmen, kökenlerini göz ardı ederek; şiddetin nasıl bertaraf edilebileceğine dönük kolektif bir çaba hevesi aşılamaya çalışacak.
İşe şiddetten "arınarak" başlamak gerektiğini düşünüyorum. Şiddetin sosyokültürel tanımlarını yaparak sezgisel ve içsel şiddet eğilimlerimizi dışlamak niyetinde değilim. Haliyle, şiddetin 'tanımından' bağımsız, şiddetin emareleri üzerine gitmek istiyorum. >>>

FATİH AKIN SOLCU MİLİTAN'IN KIYISINDABora Ercan
Yaşamın Kıyısında Fatih Akın'ın son filmi. Kurgusu, konusu, kahramanları; her şeyden önce de tabulara karşı cesurca yaklaşımıyla, aldığı ödüller bir yana, şüphesiz bir Fatih Akın sineması vardır. Duvara Karşı'da olduğu gibi Yaşamın Kıyısında kozmopolit yapısı ve hayata tek elle tutunanlarla tutunamayan kişilikleriyle kendini izlettirir. Bu tiplemelerden solcu militan ve onun hamisi görevini yüklenen Alman öğrenci kız diğerlerinden filmin başından sonuna kadar çok da ayrıksı durur. Diğerlerinin mükemmeliğinin yanında onların sıradanlığı filmi gölgeler. Bu mükemmellik ya da sıradanlık oyunculukla ilgili değil doğrudan senaryoyla, yani seyaryoyu da yazan yönetmenle ilgilidir... >>>

DALGALONYA MASALLARIZelda Capulet
Bir varmış, bir yokmuş yine elbette develer deve , pireler pireyken, günlerden bir gün, Dalgalonya halkı sabaha güneşle uyanmamış. Gecenin karanlığı ve soğuğu etrafa iyiden yayılmış. Dalgalonyalıların bazıları yataklarının sıcak kıvrımlarında, sevgililerinin koynunda bu karanlık ve soğuk sabaha uyanmışlar uyanmasına ama ne karanlığı farketmişler doğrusu, ne de soğuğu... Sıradan bir gün de değilmiş aslında;  içlerinde derin bir huzursuzluk ve korku varmış ama buna aldırmamış ve gündelik hayatın içine dalmışlar... Bu karanlığın ve soğuğun geldiği sabahın gecesinde,  Dalgalonya'lıların uykusuna kabuslar karışmış. Kimileri yılanların kol gezdiği ormanlarda kaybolmuş... >>>

BİR KİTAP: İNGİLİZ İŞÇİ SINIFININ OLUŞUMU Gül Büyükbay
"Tarihi aşağıdan ve aşağıdakilerin yanından yazmak"  yolunda çalışan ve 20 yy'ın sosyal tarih alanında önemli tarihçilerinden olan Thompson bu kitapta buhar gücünün keşfi, Fransız devrimi etkileri, savaştan yeni çıkmış İngiltere, "hacın dönüştürücü gücü"  atmosferinde sınıfın nasıl kendi kendisini oluşturan (aslında yapan)  bir süreç olduğunu anlatır. Kitapta, sınıf bilincine ulaşmanın kritik yılları olan 1780-1832 yılları arasındaki zamanda örgüt yazışmaları, bildiriler, mahkeme tutanakları, ilahiler, dini vaazlar, gazete küpürleri, dergiler, günlükler, kişisel mektuplar, küçük notlar, Incil' den metinler gibi o dönemin yaşamına ait her türlü belgeden yararlanılmış ve metinlerin metaforik çözümlemeleri yapılmıştır. Thompson, kitabı yazdığı sırada Marksist bir tarihçi olmasına rağmen "dinin güçlü etkisini" ayrıntılarıyla... >>>

NONVIOLENCE IN TURKEY: CONSCIENTIOUS OBJECTION AND NON-VIOLENCE Can Başkent
I will briefly talk on non-violence in Turkey, more specifically non-violence via conscientious objection. Due to the time constraints, however, I will not give a historical background of the 18-year-old conscientious objection movement in Turkey. Instead, I will provide a brief outline of the militarist violence in Turkey, and then focus on what conscientious objection movement -- the biggest (both in terms of size and duration) and most discussed non-violent movement in Turkey - was able to achieve under these circumstances. ..." >>>

İRAN GEZİ REHBERİ VE PERSEPOLİS Bora Ercan
Pasaportumu ilk aldığım günleri anımsıyorum. Karlı ve soğuk Ankara günleriydi. Hem ev taşımıştık hem de yol hazırlıkları içindeydik. Yönümüz Doğu'ta doğruydu. Böylece, hayatımda ilk gittiğim ülke İran oldu. Pasaportuma bakıyorum. Giriş damgasında Farsça yazdığından dolayı İran'a ilk giriş tarihini tam olarak anlayamıyorum,. Türkiye çıkış tarihi konuyu netleştiriyor: Gürbulak Kara Hudut Kapısı T.C. Ağrı 27-1-92. Daha sonrasında İran'a başka yolculuklar yapmış olsam da hiçbir yolculuğum ilk yolculuğumun bende bıraktığı izleri bırakmadı. Hindistan'a giderken geçecek olduğumuz İran'da çeşitli nedenlerle on gün kalmış, bu süreçte Şiraz ve İsfahan gibi şehirleri görme fırsatını yakalamıştık. Zafer Bozkaya'nın bilgisi ve deneyimiyle karşılaştığımız engelleri zevkle aşarak geçmişti yolculuk... >>>


ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 - 2000)- SEÇME YAZILAR >>>>


ODTÜ'DE DEVRİM YAZISI
Nurettin Çalışkan (Sayı 23)
68 yılıydı. ODTÜ öğrencisi dört kişi, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, o heyecanı ODTÜ stadyumunda yazıya döktüler... Gece yarısından sabaha dek uğraşarak kocaman harflerle DEVRİM yazdılar stadyumun oturulacak kesimine. O gece, o dört genç insan düşlerini, özlemlerini yansıtıyorlardı .. >>>

12 EYLÜL SONRASI, ODTÜ'DE 1 MAYISLAR ..
İbrahim Akar (Sayı 103)
1980-81dönemi, ODTÜ'de hazırlık sınıfındayım. Hareketin ODTÜ sorumluluğunu üstleneli iki üç ay olmuş. ODTÜ'de örgütlülüğünü sürdüren sadece 3 hareket var. TKP, TP ve Hizip SGB olarak tanınan, TKP-B... Üçünün bir araya gelmesini sağlıyoruz ve düzenli görüşmeler yapıyoruz. >>>

ODTÜ EFSANELERİ: AKLA ZİYAN HİKAYELER Haluk Kalafat (Sayı 43)
Hazırlık'ta okurken her sabah altından kafamda bin bir hülyalı düşüncelerle “gölgesinin Ata yazdığı” metal üç bloktan geçerdim. Mimarlık binasının önündeki “heykel desen heykel değil” olarak tanımladığım (o zaman daha gençtim, heykel insan figürüydü benim için en çok da Atatürk şeklinde tezahür ederdi) ...
>>>

ÇIPLAK MODEL, GORBAÇOV, VS. Gül Büyükbay (Sayı 97)
95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti. >>>

ODTÜ’DE BAHAR
Bora Ercan (Sayı 83)
Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi.
>>>

SU EYLEMİ Dilek Koçal (Sayı 79)
Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. >>>

ODTÜ ORYANTASYON
U Nurettin Çalışkan (Sayı 47)
Eskişehir yolu üzerinden ODTÜ’ye girişte, sağ tarafta devasa bir heykel bulunur. Bilim ağacı olarak adlandırılan heykel önceleri kampus içinde ağaçların arasında görünmez bir yerde iken, 90’lı yıllarda şimdiki yerine konulmuştur. Sol tarafta ise kocaman kahverengi taşlarla örülmüş bir duvardan set ve bu setin...
>>>

ODTÜ'DE BAĞIMSIZ ÖĞRENCİ HAREKETLERİ Bora Ercan (Sayı 59)
1980 sonrası sonrası gençlik ve öğrenci örgütlenmesi giderek artan baskılar nedeniyle büyük zorluklar altında yapılmıştır. Oluşumların yasal olması dahi polis baskı(n)larını engellemiyordu, değil yönetici olmak derneğin bir üyesi olmak bile neredeyse bir cesaret işiydi. Her ne kadar Türkiye'nin diğer üniversitelerin ...
>>>

BEKİR HARPUTLU İLE BİR KONUŞMA (1974)
(Sayı 67)
"Amacımız çok yönlü. Önce ODTÜ'lü öğrencilerin Türk yurdunu, Türk halkını, onun sorunlarını, kaygı ve korkularını, yaşayış biçimini öğrenmesi, Türk halkını işlerin başında, çiftini sürerken ya da madenine girerken gidip görmesi, sözün kısası Türkiye'de üretimde çalışanların çilesini bilmesi, tanımasıdır.
>>>

BAKKAL, MUHTAR VE BALGAT'TA BİR AMERİKA'LI Ayhan Ayteş
(Sayı 53)
Tosun B. 1950'lerin Balgat'ına ilişkin gözlemlerini aktardığı araştırmasının ilk gününde muhtara köyün en yoksuluyla konuşmak istediğini söyler. Muhtar ona isterse çobanla görüşebileceğini ancak çobanla yapacağı bu görüşmeyi Tosun B. ye tahsis edilen odada yapmasının mümkün olmadığını söyler. Çünkü bu
... >>>

ODTÜ TARİHÇE ÇALIŞMASINA YÖNELİK BİR ÇAĞRI Ali Pekşen (Sayı 41)
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin 1980-2000 yılları arsındaki dönemini, kişisel yaşantılardan ve deneyimlerden yola çıkarak anlatmaya çalışan, bir tür öznel tarih yazma çabası olarak nitelenebilecek ODTÜ TARİHÇE: 1980-2000 adlı kitap çalışması, ilgili kamuoyuna duyurulduğundan beri ne yazık ki .... >>>





>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


 
s