SAYI 131 / 01 MART 2007

 

DİN FELSEFESİ YAZILARI 4: TANRININ VARLIĞINA İLİŞKİN TELEOLOJİK KANITLAR




Ali Rıza Arıcan
[email protected]




 

Teleoloji sözcüğü Yunanca ‘telos’ ve ‘logos’ sözcüklerinin bileşiminden meydana gelmiştir. Sözlük anlamı ‘amaçbilim’ olarak ifade edilebilir. Aslında ‘telos’, bir olayın ya da eylemin sonucu, başka bir olayı tetikleyecek olan etki alanıdır. Felsefede kullanımı antik Yunan dönemine kadar gider. Plato, Timeus adlı yapıtında evrenin bir anlamı olması gerektiğinden diyaloglar yoluyla söz eder ve konuşmaların sonunda tek bir yaratıcının varlığı sonucuna varır. Plato’nun vardığı sonucun doğu dinlerinden ne kadar etkilenmiş olabileceği üzerinde çok bilgi sahibi olamasak bile Plato’nun, Akademi’yi kurmadan önceki yaşamı, bize bu konuda ip uçları vermektedir. Plato’nun öğrencisi olan Aristo ise, ‘Bu nedir?’, ‘Neden yapılmıştır?’, ‘Nasıl meydana gelmiştir?’ sorularına en son olarak ‘Ne için vardır?’ sorusunu ekleyerek aslında teleolojinin kendisinden yüzyıllar sonra gelecek olan Hıristiyanlık dininde önemli bir yer almasını sağlamıştır. Basit bir örnekle izah etmeye çalışırsak: Bu bir fincandır, porselenden yapılmıştır, karmaşık bir takım yöntemler eşliğinde konunun uzmanları tarafından fabrikada üretilmiştir ve son olarak da içine sıcak ya da soğuk bir sıvı konulması için yapılmıştır. Bu sonuncusu, yani fincanın varlık nedeninin içine bir şeyler konacak olmasının, aynı zamanda fincanın şeklini de etkilediği için, ayrı bir önemi vardır. Teleolojinin bir bilgi kaynağı olarak ka