SAYI 109 / KASIM 2006

 



THROUGH A BAUDRILLARDIAN LENS: KELLY REID'S PHOTOGRAPHY
B. Gerry Coulter

Jean Baudrillard’s photographs exist for him as an alternative to writing but they also share at least one thing in common with his writings – they are a way of thinking the world against Truth, Meaning, the Paradigm, or the Real in favour of the unintelligible and the enigmatic. Like his writings, Baudrillard’s photographs share the space of theory – and the point of theory for Baudrillard is to challenge the real. Further, a Baudrillardian photograph, whatever else it is, rebukes aesthetics and theories of scientific objectivity for assessing the photograph.  >>>

UZAKLARDAN 1: ASLI PELİT İLE LATİN AMERİKA, SEYAHAT VE YAZARLIK ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ
İzinsiz Gösteri
Uruguay’ı ilk defa 2004’un Mayıs ayında ziyaret ettim; Havana’nın yapış yapış sıcağından bir aylığına kurtulup Güney yarımkürenin güneşli ve serin sonbaharında, Montevideo’nun sakin sokakları ve insanları ile tanıştım. Gerçekten de diğer Güney Amerika başkentlerine oranla inanılmaz nezih bir yer gibi gelmişti bana. İnsanlarını tanıdıkça ne kadar içten ve sevecen olduklarını anlıyorsunuz, zamanla, ama ilk bakışta kendilerinin de söylediği gibi biraz tristones (hüzünlü) Uruguaylılar. Suç oranı çok düşük, eğitim seviyesi yüksek. Ufacık bir ülke olmanın getirdiği bir his belki de. 3 milyoncuk bir nüfusu var sadece! Belki de üç saat uzaklıktaki güzeller güzeli ve ünlü Buenos Aires ile mukayese edilmek bu hislere sebep oluyordur ... >>>


MEKSİKA’NIN YAŞAYAN MODERN SANATI
M. Kubilay Akman

Günümüz Meksika toplumunda birçok kişi, sadece entelektüeller ve sanatçılar değil halkın geneli, ülkelerinin küresel alanda pop-starlardansa tarihsel-siyasi figürleri ve sanatçılarıyla anılmasından memnun görünüyor. Ülkelerinde Diego Rivera, José Clemente Orızco, Frida Kahlo gibi isimler, Türkiye’de Osman Hamdi Bey’in veya Fikret Mualla’nın tanındığından çok daha fazla tanınıyor ve seviliyor. Turistlere yönelik hediyelik eşya satan dükkanlarda dahi, çeşitli aksesuarların, bibloların, giysilerin ve hasır şapkaların yanında modern Meksika resminin önemli isimlerinin posterlerini bulmak mümkün. Gündelik hayatın her alanında sanata verilen öneme dair, buna benzer sayısız göstergeler
... >>>

DİN FELSEFESİ YAZILAR-1
Ali Rıza Arıcan
Din felsefesi de tıpkı felsefenin diğer alanları gibi ilgilendiği konuyu yargılamak ve eleştirmek üzere vardır. Nasıl ki epistemoloji bilginin kaynağını, geçerliliğini, tutarlılığını araştırır ve var olan dizgelere bu yolla eleştiriler getirir, din felsefesi de tam olarak dinsel bilginin doğasını, geçerliliğini, tutarlılığını, insanın din karşısındaki konumunu, dinsel deneyimlerin dayanak noktasını araştırır ve din ile ilgili olabilecek her konuya felsefi bir yaklaşım getirmeyi amaçlar. Kendi başına bir din savunusu ya da din karşıtlığı değildir. Bir insanın din felsefesi yapması için ne bir dinin mensubu olması ne de dinsiz olması gerekir. >>>

TÜRKİYE'DE ANARŞİST
HAREKETM. Kubilay Akman
Dünya tarihi boyunca, iktidarın ve otoritenin her türüne karşı olan, insanların otoriteden arındırılmış özgür bir toplumda yaşamaları gerekliliğini savunan ve bu yönde modeller üreten Anarşizm, Türkiye’de bağımsız bir siyasi mecra olarak görece yeni bir harekettir. Geçmişten bugüne (Osmanlı, hatta Selçuklu toplumlarından itibaren) süregelen ve iktidarla sorun yaşamış heteredoks dini hareketleri ve Baha Tevfik’in Felsefe-i Ferd’i gibi tekil örnekleri ayrı tutacak olursak, modern Anarşizm Türkiye’de 20. yüzyılın son çeyreğinde bireylerden, küçük gruplardan giderek bir harekete doğru dönüşmüştür. Hareketin “genel sol”dan bağımsızlaşma süreci halen devam etmektedir ve birçok boyutta, karmaşık bir olgu olarak yaşanmaktadır... >>>

NietzscheVEGAN KEMAN - 1 Can Başkent
Vegan ya da vejetaryenlerin önündeki en büyük engel, aslında, kendilerine yöneltilen eleştirilerin genelde 4 yaşındaki çocuk zekası düzeyinde olmasıdır. Tür tür yaşanmış örnek sıralanabilir bu konuda. Ama gerek yok, zira bu sefer çuvaldızı, iğneyi de değil, ben batıracağım.
Aslında, uzun yıllardır duymak istediğim tek, "akıllıca" diyeyim, eleştiri "Peki veganlar nasıl keman çalacak?" sorusudur. Haliyle, bu soruyla kişisel olarak yüzleşmedim, dahası veganlığın tam anlamıyla arkeolojisini 60 yıldır yapan (hatta vegan sözcüğü de bu derneğin kurucusu tarafından geliştirilmişti) Britanya Vegan Derneği'nin de bu konuda bir beyanatına ulaşamadım. Meşhur Peter Singer'ın da bu konuda utilitaryen bir çözümünü bilmiyorum. >>>


ANGKOR’DA ESTETİK VE GİZEM
Bora Ercan
Sınırın Tayland tarafında bir yazı ya da anıt yok ancak Kamboçya tarafında efsanevi Angkor tapınakları modelinde yapılmış, üzerine ‘Kamboçya Krallığı’ yazan görkemli bir tâk karşılıyor sizi. Ara bölgede dışarıdan çok lüks görünen bir otel var. Belki de birden fazladır bu otellerin sayısı ya da eminim ki yakın gelecekte artacaktır çünkü bir çeşit kanunsuz bölgede gerek Tayland’ın gerekse Kamboçya’nın çoğu kara para tüccarlarına hizmet eden kumarhaneler için kurulmuş bu oteller. Sonradan Tayland körfezinde yer alan Kamboçya’ya bağlı adaların birçoğunun birer kaçakçılık merkezi olduğunu öğreniyorum. Yolu bile olmayan yoksul bir ülkenin sokaklarında son model arazi arabalarının var olması da Kamboçya hakkında zihnimde oluşan resmi bütünlüyor. >>>

SOCIETY OF THE SPECTACLE Guy Debord
Where the real world changes into simple images, the simple images become real beings and effective motivations of hypnotic behavior. The spectacle, as a tendency to make one see the world by means of various specialized mediations (it can no longer be grasped directly), naturally finds vision to be the privileged human sense which the sense of touch was for other epochs; the most abstract, the most mystifiable sense corresponds to the generalized abstraction of present-day society. But the spectacle is not identifiable with mere gazing, even combined with hearing. It is that which escapes the activity of men, that which escapes reconsideration and correction by their work. It is the opposite of dialogue. Wherever there is independent representation, the spectacle reconstitutes itself.... >>>

ODTÜ TARİHÇE- 2 ÇALIŞMALARI (1980 - 2000) >>>>

12 EYLÜL SONRASI, ODTÜ'DE 1 MAYISLAR ... İbrahim Akar1980-81dönemi, ODTÜ'de hazırlık sınıfındayım. Hareketin ODTÜ sorumluluğunu üstleneli iki üç ay olmuş. ODTÜ'de örgütlülüğünü sürdüren sadece 3 hareket var. TKP, TP ve Hizip SGB olarak tanınan, TKP-B... Üçünün bir araya gelmesini sağlıyoruz ve düzenli görüşmeler yapıyoruz. Tüm çabalara rağmen, örgütlülüğünü sürdüren dördüncü bir yapı bulamıyoruz. Ancak bu sınırlılılığa rağmen, oluşturulan bu üçlü odak, yaklaşık 5 yıl süreyle ODTÜ'de bir dizi eylem gerçekleştirdi Bunlardan ilki, 1981 1 Mayıs'ında oldu. Herkes öylesine sinmiş ve hatta güvensizlik içine düşmüş ki, gizliden gizliye, sistem karşıtı konuşma yapan, hatta rengini ortaya koyan
bile yok...
>>>

ÇIPLAK MODEL, GORBAÇOV, VS.
Gül Büyükbay
95'in bahar aylarıydı. Üçlü Anfinin altındaki resim atölyesine ilk kez çıplak model gelecekti, aramızda para toplayıp Gazi Üniversitesinde bu işi yapan insanları davet ediyorduk. Bu biz seçmeli resim öğrencileri için önemli bir gündü, ama bir yandan da Gorbaçov’ un spor salonunda konusma yapacağı ilan edilmişti. Yüzüncü Yıl kapısındaki yokuşu inerken spor salonunun önünde toplanmış arkadaşlarımı gördüm; bir anlık çıplak model mi, Gorbaçov mu kararsızlığından sonra, topluluk ruhu beni içinde çekti. İçeriye illa ki girilecek ve Gorbaçov’ a sorular yöneltilecekti. Ortalık gittikçe kalabalıklaşıyordu.
>>>

ODTÜ’DE BAHAR
Bora Ercan
Bahar dönemi eylemlerle açılırdı. Gerek üniversite harçları gerekse servis sorunu gibi nedenler ilk eylemlerin odağını oluştururdu. Sonrasında 16 Mart Katliamı, Nevruz, Kızıldere katliamının yıldönümünde de bazen kitlesel bazen nokta eylemler yapılırdı. Bu eylemler baharın getirdiği coşkuyla 1 Mayıs’a hazırlık gibiydi. 1980 sonrasında her yerde olduğu gibi, elbette, ODTÜ’de de çok şey değişmişti. Sola yapılan baskı ile ters orantılı olarak sağa sağlanan destek sonucunda, özellikle islamcı öğrencilerin sayısında artış olmuştu. ODTÜ çoğunlukla Anadolu’dan gelen memur ailelerinin tercih ettiği bir okuldu(r). Bu öğrencilerin kimi, benim gibi, daha okula gitmeden ‘romantik komünist’ olmuştur, böylece görece özgürlük ve dayanışma ortamında canlı bir sol yaşantı oluşmuştur. >>>

SU EYLEMİ Dilek Koçal
Evde eskileri karıştırırken, ODTÜ günlerinden kalma birkaç yazı/bildiri karşıma çıktı. İşte aşağıdaki bildiri de onlardan biri. Ne yazan arkadaşıma ulaşabildim, ne de şu an hala görüştüğüm ODTÜ'lülerden eylemin olduğu gün yurtlar bölgesinde olan ya da eylemi hatırlayan birini bulabildim. Hatırladıklarım bornozlu/havlulu bir eylem olduğu, 1990'ların basında cereyan ettiği, eyleme katılanlar arasından 25 kişinin yurttan atıldığı, bu atılmaların akabinde de aşağıdaki bildirinin yine yurttan atılan bir arkadaşımız tarafından yazıldığı ile sınırlı. >>>




>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
İzinsiz Gösteri'de yayımlanan yazılar ve görselller izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


 
s