YANSIBİLİM AÇISINDAN PORNOGRAFİ
Dr. Ulaş Başar Gezgin

Bir kemancıyla ilgili bir öykü dolaşıyor genelağda (internette). Buna göre, ABD'li ünlü bir kemancı, kimliğini gizleyerek, bir sokakta sokak çalgıcısı gibi durur; kemanını çalar. Bir dinletisinin girimliği (bilet) 100 Dolar olan ünlü kemancı, sokakta çalarken, 32 Dolar'ı zar zor toplar; yoldan geçen 1000 kişiden yalnızca biri anımsar ünlü kemancıyı. Bu öyküden "günlük yaşamdaki güzelliklerin değerini bilmiyoruz" gibi bir öğrenimlik (ders) çıkarılıyor.

Bilimsel bakış eksikliğine çok güzel bir örnek sunduğu için, bu sevilgen (popüler) öykü üstüne söylenecekler var:
Birincisi, bu öyküde, sokaktaki 1000 kişi ile kemancının dinletisine 100 Dolar girimlik ödeyenlerin aynı kişiler olduğu varsayılıyor, ki bu doğru değil. Sokaktan geçenlerin değişik gökçeses (müzik) değerleri olabilir; yoksul oldukları için, kemancının dinletisine 100 Dolar bastıramadıklarından, kemancıyı hiç dinlememiş olabilirler. Oysa sözgelimi Madonna, sokak çalgıcısı kılığına girip şarkı söyleseydi, herhalde (benim dışımda) herkes O'nu tanıyacaktı. (Türkiye'den örnek vermek gerekirse, Orhan Gencebay, sokakta şarkı söylese, O'nu herkes tanırdı.)
Amaç, aynı kişileri karşılaştırmaksa, yolda geçenlere, daha önce, sevdikleri gökçeses türleri sorulabilirdi; hatta en sevdikleri sanatçılar sorulup bilgi toplanabilirdi. Yoldan geçenlerin çoğunluğu, kemancıyı daha önce dinlemiş olmalarına karşın, sokakta çalarken tanıyamıyorlarsa; bunun yine binbir türlü açıklaması yapılabilirdi: Kemancının derleşkelerini (albüm) daha önce dinlemiş olabilirler ama bir sokak çalgıcısını, daha önce dinlenen kemancıyla eşleştirmek, ayrıca bir yetenek gerektirir. Bir kere, gökçeses (müzik) kulağı gerektirir. Bunu da, ortalama bir insandan beklemek, oldukça anlamsız.

İkincisi, kemancı, yeni birşey çalmıyor. Varolanı çalıyor. Bunu güzelçizi (resim) ve yazın (edebiyat) alanında yapsanız; sizi düşünce hırsızlığından içeri atarlar. Dolayısıyla, dünyanın en iyi kemancısı olsa bile, yeni bir şey üretmediğinden, aşırı değer verilmesi doğru değil. Kemancıların parçalarını değerli yapan, herşeyden önce, çaldıkları parçalardır; nasıl çaldıkları ondan sonra gelir. Örneğin, bir kemancı kötü bir parçayı iyi çalarak iyi bir parçaya çeviremez. Dolayısıyla, bu kemancı, sokakta çaldığında, özgün parçalar değil, milyonlarca kez çalınmış olan eski parçaları çaldığı için, belki de bu kemancının asıl değeri, girimlik başı 100 Dolar değil, toplam 32 Dolar olmalıdır. 

Bununla bağlı olarak, üçüncüsü, sanata değer biçilme yöntemi: Şimdi buradaki varsayım, girimliği 100 Dolar olan bir kemancının, üstün bir sanat ürettiği. Diğer bir deyişle, kemancının değeri, girimliğiyle ölçülüyor. Bir kere, insanların, bir dinletiye çok para ödemesinin o sanatın değeri dışında da çokça nedeni vardır: Örneğin, izlenti (moda). Birçok varsıl da sanattan anlamıyor zaten; ama en pahalı markadan giymek gibi, en pahalı sanat 'ürünü' ne ise O'na para veriyorlar. Yüksek harcama, bir markalaşma yaratıyor. Bu yüksek paraları ödeyenlerin çoğu, örneğin, özgün bir parça üreten cazcıyı anlamaz.

Dördüncüsü, kemancının sanatı, sokaktaki insanın sorunlarına karşılık gelmiyor olabilir -ki çoğunlukla böyle. Türkiye'de bunun için, kökleşik (klasik) gökçeses yerine, arabesk dinleniyor; çünkü arabesk, sokaktaki itilmişlerin sesi oluyor.

Beşincisi, bu sözümona 'deney'i çeşitlendirmek için, 4 ayrı koşul yaratılmalı: Biricisinde, ünlü kemancı, geleneksel parçaları çalmalı; ikincisinde, gerçekten bir sokak çalgıcısı aynı parçaları çalmalı. Gerçek sorun, insanların, bu ikisini ayırt edip edemeyeceği. Ama yukarıda belirttiğimiz gibi, iki çalış biçimini ayırt etmek ayrı bir yetenek gerektiriyor. Ayrıca, üçüncü ve dördüncü durumda, ünlü kemancı ve sokak çalgıcısı, geleneksel parçalar yerine, özgün parçalar çalabilir. Bu durumda da yine çok fazla etmen var: Ünlü kemancının tanınması, özgün parçaların niteliğine ve sokaktaki insanın beğenilerine uygun olmasına bağlı.

Altıncısı, durumun tersi olup da sokak çalgıcısı ünlü kemancının yerine geçse, 100 Dolar girimlikle bir dinleti verse, dinleyicilerin çok azı O'nun ünlü bir kemancı olmadığını anlayacaktı.  

Yedincisi, bu sözümona 'deney', sözü edilen ünlü kemancının ortalama bir insanı etkileyecek kadar yetenekli olmadığını gösteriyor.

Sekizincisi, 'deney', günlük yaşamdaki güzelliklerin değerini bilmediğimizi değil; tanıtımın, bu yalancı imgeler çağında özden daha önemli olduğunu gösteriyor. Eskilerin deyişiyle, 'zarf', 'mazruf'tan daha değerli sayılıyor günümüzde. Sarmaç (ambalaj), sarılandan daha önemli... "Ünlü kemancı, halk yararına sokakta dilenci gibi dinleti verecek" diye duyurular yapılsaydı, ünlü kemancı yerine gerçekten bir sokak çalgıcısı çalsaydı; (on)binlerce insan, bu 'ünlü kemancı' diye sarmaçlanan sokak çalgıcısını göklere çıkaracaktı.

Dokuzuncusu, bu 'deney' günümüzde, genel olarak sanata değer verilmediği biçiminde yorumlanabilir. Ancak, bununla bağlantılı olarak şu yorumlar da olanaklı: İnsanlar, ünlü kemancıyı dinlemeyip geçip giderek, ne yitiriyorlar gerçekten? Özellikle, işe giden, bu nedenle acelesi olan insanlara, "ünlü kemancı sokakta dinleti veriyor" diye duyuru yapılsa bile çok azı, kemancıyı dinleyecektir. Dinleti, işten geri kalınmasına ya da 'işverenden azar işitilmesi'ne neden olacak kadar büyük bir olay olmasa gerek. (Sonuçta, kemancıyı dinlemek, insanın karnını doyurmuyor.) Dolayısıyla ünlü kemancı, sokak dinletisini akşamüstü verseydi; O'nu daha fazla insan dinleyecekti.

Onuncusu, kimi ezik kişilikli insanlar, bu 'deney'i, "işte bak, gerizekalı Amerikalılar hiç bir şey bilmiyor" diye yorumlayabilir. Oysa dünyanın hemen hemen her yerinde, halklar cahil bıraktırılmıştır; eğitim, varsılların alanı olagelmiştir. Dolayısıyla, Amerikan halkı ne kadar 'gerizekalı'ysa, diğer halklar da öyle. Buradan çıkan sonuç şu: Bu 'deney' başka ülkelerde yapılsaydı, benzer sonuçlar ortaya çıkacaktı.

Onbirincisi, burada, ünlü kemancının çaldığı sokağın niteliği de önemli. Kimi sokaklarda, sanata daha fazla ilgi olduğu çok açık. Örneğin, bu kemancı, İstiklal Caddesi'nde çalsaydı, çokça dinleyeni olacaktı. Zaten, sokak çalgıcılığı, İstiklal'de yaygın ve ilgi toplayan bir olay.

 

Deli, kuyuda keman çalmış; on akıllı, çalanın deli mi kemancı mı deli kemancı mı olduğunu çıkaramamış ...